https://www.faz.net/-gqz-98e4v

Doğan Grubu’nun : Türkiye’de artık medyanın da tek “patron”u var

  • -Aktualisiert am

Nicht, dass seine Mediengruppe gegen Erdogan opponierte, aber sie konnte doch unterschiedlichen Stimmen ein Forum geben: Aydin Dogan mit dem türkischen Präsidenten im April 2012 in Istanbul. Bild: Reuters

En çok okunan 10 gazeteden, en çok izlenen 10 televizyondan 7’sinin iktidar güdümünde olması yetmedi. Doğan Grubu’nun satılmasıyla ana akımın tümü AKP’nin kontrolüne girdi. Erdoğan’a “patron” diye hitap eden Demirören, artık Türkiye’nin en büyüğü.

          Size birazdan anlatacaklarımı, muhtemelen Türkiye’ye ilişkin bir ekonomi haberi olarak okudunuz. Bir medya grubunun el değiştirmesi saydınız doğal olarak, “normal” ülkelerde yaşanan ticari bir işlem gibi... Oysa bu satışın açıklandığı 21 Mart, Türkiye’de ana akım medyanın ölümü, demokrasimizin tabutuna çakılan bir çivi daha anlamına geliyor.

          Der gekürzte Artikel in deutscher Übersetzung: Präsidenten-Presse

          Türkiye’nin en büyük medya grubu Doğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen Demirören Grubu’na satıldı. Aralarında Hürriyet gibi Türkiye’nin en etkili gazetesi, en çok izlenen haber kanalı CNN Türk’ün de bulunduğu yayın organları, bir gecede iktidarın kontrolüne girdi. Doğan Grubu, AKP’nin iş başında geldiği günden bu yana farklı sopalarla hizaya getiriliyordu. Ancak direkt olarak Erdoğan’ın dümenine girmemişlerdi. Grubun elindeki asetleri satmaya zorlanmasıyla, 2019’daki kritik seçimler öncesinde Türkiye’de iktidarın denetimi dışında tek bir medya grubu kalmadı. Az tirajlı birkaç sol gazete dışında… Onlar da, ya mali sorunlar ya da yöneticilerinin tutuklanması nedeniyle zor günler geçiriyor. 

          Elindeki her şeyi bir gecede satan Doğan Grubu’nu anlatmadan önce, Türk medyasındaki patronaj geleneğinden söz edelim biraz… İşadamı Aydın Doğan’ın 1979’da Milliyet Gazetesi’ni almasına kadar Türkiye’deki gazete patronları, sadece bu alanda faaliyet gösteriyorlardı. Demir ve otomotiv ticareti yapan Aydın Doğan’ın 39 yıl önceki hamlesiyle Türkiye’de başka sektörlerdeki işadamlarının medyaya yönelme geleneği başladı. Niyetleri elbette o dönem kârlı olan medya endüstrisinden para kazanmaktı. Ama ikincil, daha sonra başat hale gelen amaçları, medya gücüyle iktidar üzerinde baskı kurmak ve servetlerini büyütmekti.

          2000’li yıllara kadar da böyle oldu. Erdoğan, 2002’de iktidara geldikten sonra bu süreci tersine çevirdi. Başbakan olana dek kendisini destekleyen sadece birkaç küçük İslamcı gazete vardı. O yüzden ilk olarak medya sahipliği meselesine el attı. Ana akım medya gruplarının, çeşitli yöntemlerle kendisine yakın işadamlarına devredilmesini sağladı. Eskiden olduğu gibi işadamları önce medya alıp sonra zenginleşmiyordu. Erdoğan, devlet ihaleleriyle önce zenginleştirdiği işadamlarına, medya satın alma emri veriyordu. Bu yöntemle yapılan el değiştirmeler sayesinde basını büyük ölçüde kontrol altına aldı.

          Bu sürecin dışında kalmaya çalışan Doğan Grubu ise ucu AKP’ye değen yolsuzluk skandallarını yazdığı için milyarlarca Euro’luk vergi cezalarına çarptırılıyordu. Alman medya devi Axel Springer ile ortaklığı olan grubun başka sektörde büyümesine izin verilmiyor, lisans talepleri Ankara’dan geri dönüyordu. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) Türkiye’de Medya Sahipliği Gözlem Raporu’na göre, en çok okunan 10 gazetenin, en çok izlenen 10 televizyonun 7’si hükümetle doğrudan bağlantılı. Bu raporda, Doğan Grubu ayrı tutulmuştu. Bu grubun da önceki gün satılmasıyla medya sahipliğinde kontrol artık tamamen Erdoğan’ın… Bu arada medyadaki ikinci büyük grubun kontrolünün Erdoğan’ın damadının ailesinde olduğunu hatırlatalım. Damadın da Enerji Bakanı olduğunu...

          Weitere Themen

          Gülenciler, neden kendilerine sahip çıkacak kimse bulamıyor?

          İstanbul’dan mektuplar : Gülenciler, neden kendilerine sahip çıkacak kimse bulamıyor?

          15 Temmuz ihanetinin bir resmi bilançosu var, bir de 90’lardan beri değişmeyen bir gayriresmi gerçeği… Darbe soruşturması kapsamında güpegündüz kaçırılan 6 kişi kimsenin umrunda değil. Gülencilere yönelik insan hakları ihlali iddialarına tepkilerin cılız olması sebepsiz değil; Türkiye’nin yakın geçmişi insan haklarına birlikte sahip çıkmayı güçleştiriyor.

          „The Great Hack“ Video-Seite öffnen

          Trailer : „The Great Hack“

          „The Great Hack“ läuft ab Mittwoch, den 24. Juli bei Netflix.

          Topmeldungen

          Hat sich zum Zwei-Prozent-Ziel der Nato-Staaten bekannt: Annegret Kramp-Karrenbauer

          Akks Wehretat : Der Streit schwelt weiter

          Die neue Verteidigungsministerin Annegret Kramp-Karrenbauer bekräftigt das Ziel der Nato, dass die Verteidigungsausgaben steigen sollen. Das provoziert Widerstand – in der Opposition und selbst beim Koalitionspartner.

          Neue Umfrage : Warum das Misstrauen wächst

          Die Amerikaner sehen ihre Regierung und ihre Mitbürger immer skeptischer. Vor allem bei der Unterscheidung von Wahrheit und Lüge zeigen sich viele verunsichert. Für den Vertrauensschwund geben sie unterschiedliche Gründe an.
          Martin Winterkorn, ehemaliger Vorstandsvorsitzender der Volkswagen AG

          Dieselskandal : VW verklagt sein Personal

          Während der ehemalige Chef Martin Winterkorn sein Altersruhegeld bezieht, verklagt der Konzern wegen des Dieselskandals sein Personal. Am Donnerstag fällt eine Entscheidung.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.