https://www.faz.net/-gqz-9q0dt

Erdoğan’dan medyaya yeni darbe : İnternete “susturucu” taktılar!

  • -Aktualisiert am

Bloß nichts Kritisches hören oder sehen: Mit der Regulierungsbehörde fürs Internet wähnt sich Erdogan auf dem richtigen Weg. Bild: AFP

Türkiye medyasının yüzde 95’ini direkt ya da dolaylı olarak kontrol eden Saray, gerçeklerin alternatif medya üzerinden sızmasına katlanamadı. İnternetten sesli ya da görüntülü yayın da artık RTÜK kıskacında...

          4 Min.

          17 yıldır içinde yaşadığımız “Yeni Türkiye”de sendikalardan iş dünyasına, eğitimcilerden çevrecilere kadar birçok odak; iktidarın yoğun baskılarına maruz kaldı. Ancak kuşkusuz Erdoğan iktidarının gazabına en çok uğrayan iki alan, alkollü içkiler ve medya oldu! Birbiriyle ilgili görünmeyen, -sadece özgürlük paydasında yolları kesişen- bu iki mesele, ülkedeki iklim ne olursa olsun Erdoğan’ın hedefi olmaktan kurtulamadı.

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Türkiye’yi yönetenler, hem dinen “haram” olması hem de kendi muhafazakâr seçmen kitlelerini çok da ilgilendirmediği için içkiye savaş açmış durumda. Alkollü içeceklerden kesilen vergilere neredeyse her ay fahiş bir zam geliyor. İçkiden alınan vergilerin bütçenin önemli kalemlerinden birine dönüşmesiyle, Türkiye’nin alkol tüketen seküler yarısı, ülkenin diğer yarısını sübvanse eder hale geldi.

          İktidarın gerek dini ve ideolojik, gerekse mali sebeplerle içki fiyatlarını düzenli artırması, tüketimi düşürmedi elbette. Ancak ekonomik krizin ezdiği kitleler, Erdoğan’ın iktidarında vergisi yüzde 500 artırılan içkiyi satın alamayınca, evde üretim yapmaya başladılar. Ya da merdiven altı tesislerde üretilen sahte içkileri tüketmeye başladılar. Market rafındaki ürün fiyatına, bir de yüzde 234 vergi ödemek istemeyenleri pek de iyi bir son beklemiyordu. Sadece geçen ay, son zamdan sonra kaçak üretilen içkilere yönelenlerden 30’u yaşamını yitirdi. Bir deprem, tren faciası ya da terör saldırısından söz etmiyorum. Kendileri bir kadeh içerken, Erdoğan’ın damadının yönettiği Maliye’ye iki kadeh ısmarlamak istemeyen 30 kişi, kaçak içkilerin yol açtığı alkol zehirlenmesi nedeniyle can verdi.

          İktidarın en çok baskıladığı ikinci alan olan medya, -şükürler olsun ki- henüz içki kadar tehlikeli değil. Ancak Türkiye’de gazetecilik yapmanın zemini her geçen daha güç hale geliyor. Konvansiyonel medyayı kontrol altına alan iktidar, gerçeklerin sızdığı son alan olan interneti de zapturapt altına almak için düğmeye bastı. Devletin medya denetleme aygıtı olan RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu), geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir yönetmelikle, internet üzerinden yapılan sesli ve görüntülü yayınları da denetim kapsamına aldı.

          AKP iktidarı tarafından geçtiğimiz yıllarda çıkarılan internet yasası, zaten internetteki özgürlük ortamını epey daraltmıştı. Mahkeme kararı olmaksızın internet siteleri karartılabiliyor, iktidarın canını sıkan URL’ler tek imzayla bloklanıyordu. Wikipedia’dan Booking.com’a binlerce sitenin engellendiği bir Türkiye'den söz ediyorum. Yazılı içerikleri bu yasayla denetleyen iktidar, internet üzerinden sesli ve görüntülü yayın yapanları susturmak için son yönetmeliği çıkardı. Ana akımı tamamen kontrolüne alan Ankara, izleyicilerin gerçeklere internet üzerinden ulaştığının farkında. Özellikle son seçimlerde ekranlara çıkmaları engellenen muhalefet adayları, tüm kampanyalarını internet üzerinden yürütmek zorunda kaldı. Ana akım haber kanallarının izlenme oranları yerlerde sürünüyor, Erdoğan’ın Katarlı dostlarına sattığı ülkenin en büyük TV platformu BeIn abone kaybettiği için batmak üzere. Ancak alternatif medya içerikleri üreten bağımsız gazetecilerin ürettikleri video içerikleri, dijital platformların listelerinde en üst sırada. Evinde çalışma masasına kamera koyarak her sabah gündemi yorumlayan gazeteci Ünsal Ünlü’nün reytingi, birçok TV kanalını gölgede bırakıyor.

          Mesele sadece online video ve ‘podcast’lerin RTÜK tarafından denetlenmesi de değil. Alternatif medyalarını üretenler, yeni yönetmelikle geleneksel radyo ve televizyonlarla eş tutuldu. Yani yayın yapabilmeleri için, artık hem lisans satın almak, hem de sakıncalı olmadıklarına dair “ulusal güvenlik belgesi” almak zorunda kalacaklar. Bu da yetmiyor, video odaklı internet yayıncılığı yapıyorsanız, Türkiye’de şirket kurup ofis açmanız gerekecek. Dijital platformlar, Ankara’yı kızdıracak yayınlar yapmayacak olsalar bile büyük mali yüklerin altına girecek. Lisans ve şirket kurma zorunluluğu, küçük girişimlerin önünü kesecek, sermaye yapısı güçlü medya tekellerinin daha da avantajlı konuma getirecek.

          Hani çok izlenmelerine rağmen gelirleri oldukça düşük olan alternatif dijital platformları gereken parayı bulup lisans alırlarsa ne olacak? RTÜK’ün denetim kriterleri, internet mecrasını da TV’lere dönüştürecek. Eleştirel içeriklerin, lisans iptaline kadar varan cezalarla engelleneceği çok açık. Ama online yayın yapan Netflix gibi yayın yapan platformları da iyi bir gelecek beklemiyor. Türkiye’de normal televizyonların RTÜK baskısıyla neye dönüştüğüne bakınca, internette de hedefin ne olduğunu tahmin etmek güç değil. Sigaranın mozaiklenmesi bir tarafa, masada duran boş kadehler bile karartılıyor. Bir pop şarkıcısının klibini yayınladıkları için “müstehcenlik”ten ceza alanlar, giyinen bir kadının duvardaki gölgesini bile buzluyor. Mesele sadece görüntüde de değil. Altyazılar bile, ceza sebebi olabiliyor. RTÜK’ün gazabına uğramamak için yabancı dizilerde geçen “Bir bira ister misin?” cümlesindeki bira, “içecek”e dönüşüyor. “Prezervatif” sözcüğü bile, sakıncalı bulunarak “susturucu”ya çevriliyor.

          Ama bizi yönetenlerin hakkını yememek lazım. İnternet yayıncılığını da denetim kapsamına alarak, dünyanın en gerici rejimlerinin bile akıl etmediği bir ilke imza attılar. Bundan yaklaşık bir buçuk yıl önce, Netflix’in kurucusu Reed Hastings, “İnternet yayıncılığına müdahale gelirse ne yapacaksınız?” sorusunu şöyle yanıtlıyordu: “Biz Suudi Arabistan’da, Pakistan’da varız. Yani oralarda sorun çıkmayacak da, Türkiye’de mi çıkacak? Böyle bir şey düşünemiyorum.” Hastings’in düşünemediğini iktidarımız düşünmüştü…

          Yönetmeliğin, iktidara yakın “düşünce kuruluşu” SETA’nın Türkçe yayın yapan yabancı internet sitelerini fişlediği raporun ardından gelmesi de enteresan. SETA, özellikle Türkiye’de ana akım TV’lerin yapamadığı haberleri internet üzerinden yayınlayan Deutsche Welle gibi kuruluşlara karşı hükümetin önlem almasını önermişti. Ankara, interneti de RTÜK’e bağlayarak gerekli “önlem”i almış görünüyor.

          “Önlem”lere uymayı düşünmeyenler, yabancı pasaportlarına da fazla güvenmesinler bence… Adalet Bakanımız, birkaç gün önce havalimanlarında mahkeme kurulacağı müjdesi verdi! Yasaları ihlal edenler, Türkiye’yi ziyaret edince valizlerine kavuşmadan yargıç kürsüsüyle karşılaşacak. Nankörlük etmemek gerek, adaleti ayağımıza getiren bir memleketteyiz biz. Bahse varım Netflix’in kurucusu bunu da düşünememiştir!

          Weitere Themen

          Schwarze Titelseiten in Australien Video-Seite öffnen

          Ruf nach Pressefreiheit : Schwarze Titelseiten in Australien

          Einige der großen Tageszeitungen in Australien erschienen am Montag mit geschwärzten Titelseiten. Damit wollten die Blätter nach eigenen Angaben auf die australische Gesetzgebung aufmerksam machen. Diese erschwere Journalisten die Arbeit, biete keinen ausreichenden Schutz der Pressefreiheit und lasse etwa die Durchsuchung von Redaktionsräumen zu.

          Topmeldungen

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.