https://www.faz.net/-iha-9xwec

İstanbul’dan mektuplar : Yeni Türkiye gerçeği: Korona’yı sekse bağlamak!

  • -Aktualisiert am

Der türkische Staatspräsident Recep Tayyip Erdogan erläutert am 18. März Maßnahmen seines Landes in der Corona-Pandemie. Bild: EPA

Seçmeni “Allah’ın evine virüs uğramaz” der, ilahiyatçısı virüsü zina ve eşcinselliğe bağlar. Koronavirüsün çaresini de Erdoğan “Sabır ve dua” ile açıklar. İşte Erdoğan’ın “Yeni Türkiye”sinin Koronavirüs ile imtihanı…

          4 Min.

          Türkiye’de 90’lı yılların başında çok sayıda Kemalist aydın, faili meçhul cinayetlere kurban gitti. Kanlı suikastların hedefi olan gazeteci ve akademisyenlerin ortak özelliği, laiklik konusundaki yüksek duyarlılıklarıydı. Bugüne kadar failleri tam olarak belirlenemeyen cinayetlerden sonra düzenlenen kitlesel cenaze törenlerinde atılan slogan ortaktı: “Türkiye, İran olmayacak.” Cinayetleri işleyen terör örgütlerinin arkasında İran’ın olduğuna ilişkin yaygın bir kanı vardı kamuoyunda. Bu slogan ile İslamcı rejimini ihraç etmek isteyen İran kınanıyor, Türkiye’nin bir şeriat devletine dönüşmesine izin verilemeyeceği yüzbinlerin ağzından haykırılıyordu.

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Kemalist aydınların bir bir öldürülmesiyle Türkiye, İran’a dönüşmedi. Ama laikliği temeline alan bir demokrasimiz de kalmadı. 2000’lerin başından itibaren; kendisini başlarda Müslüman demokrat olarak pazarlayan bir hareketin, adım adım Türkiye’yi dini motifleri baskın bir otokrasiye çevirdiğine tanık olduk. Bugünlerde sınır tanımadan tüm dünyaya yayılan Koronavinüs salgını konusunda Türkiye’nin önlem almakta gecikmesi, yıllar önce atılan o sloganı yeniden hatırlattı. Evet, salgını ciddiye almakta geciken İran gibi olmamalıydık. Ama felaket gerçeğiyle yüzleştikten sonra Tahran yönetiminin özellikle dini alanlarda attığı cesur adımlar, İran gibi olmanın bazen çok da kötü olmadığını ortaya koydu.

          İran, Koronavirüs salgınını kabul ettikten sonra, Müslüman erkeklerin kitlesel olarak kıldıkları cuma namazını yasakladı. Futbol liglerini de durdurdu. Türkiye’yi yönetenler ise ilk Koronavirüs vakasından sonra ilk şu adımı attı: İçki servisi yapılan mekanlar kapatıldı! Her hafta yaklaşık 20 milyon erkeğin akın ettiği cuma namazları ise aynen devam etti. Türkiye’ye egemen dini otokrasi, muhafazakâr tabanının tepki göstermesinden çekiniyordu açıkça. Her hafta yüz binlerin tribünlerden izlediği futbol ligleri de aynen devam etti. Türkiye’de futbol maçlarını canlı yayınlayan şirketin Erdoğan’ın en yakın müttefiki Katar’a ait olması bir tesadüftü elbette. Futbol bahislerinden milyonlar kazanan şirketin de, Erdoğan’a yakın medya patronu olması da…

          Bülent Mumay

          Türkiye’nin camiler konusunda önlem almakta geç kalması ise tesadüf değildi. AKP’nin tabanını oluşturan muhafazakâr kesimde, hastalığın camilere uğramayacağını düşünenler vardı. Hastalık riskine rağmen camiye gidenler, kendilerine mikrofon uzatan gazetecilere şu yanıtı veriyordu: “Allah’ın evinde virüs bulaşmaz. Hem Kuran’da şifa ayetleri var. Biz sürekli onları okuyoruz. Ecel gelmeden kimse ölmez. Öleceğimizi bilsek de camiye geliriz.”

          Virüsün bulaşmasıyla önce içki satılan mekanları kapatan iktidarın aldığı bir diğer önlem, Avrupa’dan Türkiye’ye gelen yolculara karantinaya almaktı. Bu elbette doğru bir adımdı. Ancak aynı tarihlerde Mekke’ye yaptıkları Umre ziyaretinden dönen 21 bin kişi ise ellerini kollarını sallayarak evlerine gitti. Suudi yönetiminin virüsün yayılmasını önlemek için Kabe’yi kapatmasına rağmen Ankara kılını kıpırdatmadı. Umre’den dönenler, evlerinde kendilerine hoş geldin ziyareti yapan akrabalarına ellerini öptürmeye devam etti. Kamuoyundan yükselen tepkiler üzerine, Umre’den dönenlerin az bir kısmı karantinaya alındı. Üniversite öğrencileri, gecenin bir vakti kapıları çalınarak yurtlarından çıkarıldı. Öğrencilerin odalarına, Umre’den gelen birkaç bin hacı yerleştirildi.

          Weitere Themen

          What ‘de facto’?

          İstanbul’dan mektuplar : What ‘de facto’?

          Alman Bertelsman Vakfı, demokrasi liginden çıkardığı Türkiye için “de facto diktatörlük” demiş. Trollerin de, iktidar temsilcilerinin de muhalifleri ölümle tehdit ettiği bir ülke için “de facto” nitelemesi fazla değil mi?

          Topmeldungen

          Ein österreichischer Polizist weist einem deutschen Reisenden im März am Brenner den Weg

          Streit am Brenner : Italien will deutsche Urlauber

          Italienische Oppositionsparteien fordern von Österreich die Öffnung der Grenze am Brenner. Für die Kurz-Regierung ist Italien immer noch ein Hotspot der Pandemie. In Rom mutmaßt die Regierung, Österreich wolle Italien deutsche Urlauber wegnehmen.
          Außenminister Heiko Maas

          Hongkong : Europas klare Worte an China

          Im Streit um Chinas Einfluss auf Hongkong will die EU nicht von Sanktionen sprechen. Die Außenminister setzen auf Diplomatie. Reinhard Bütikofer will Huaweis Beteiligung am 5G-Ausbau an Chinas Verhalten knüpfen.

          Tod von George Floyd : Im Kriegsgebiet von Minneapolis

          Nach dem gewaltsamen Tod des Afroamerikaners George Floyd eskaliert in Minneapolis die Lage. Der Bürgermeister ist um Deeskalation bemüht, der Gouverneur mobilisiert die Nationalgarde. Die Stadt gleicht einem Schlachtfeld.
          Was halten Kinder aus? In den Schulen müssen nun auch die Kleinsten Schutzmasken tragen, wie hier in einer Grundschule in Prag.

          Zur Lage der Schulen : Die Lehrer sind nicht an allem Schuld

          Erst langsam öffnen die Schulen wieder ihre Pforten. Von einem Regelbetrieb sind die meisten noch weit entfernt. Viele Eltern entdecken schon jetzt einen bewährten Sündenbock. Aber wie geht es den Kindern?

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.