https://www.faz.net/-iha-9stve

İstanbul’dan mektuplar : Türkiye’nin en tehlikeli sorusu: Servetinizin kaynağı nedir?

  • -Aktualisiert am

„Woher stammt das Vermögen Ihrer Familie?“ – Wer Binali Yildirim (l.) eine solche Frage stellt, muss ein Verfahren mit der Forderung nach vier Jahren Haft befürchten. Die rechte Hand Erdogans mit dem türkischen Präsidenten im März in Istanbul Bild: Picture-Alliance

Hukuk fakültesinin başına veteriner atayanların ülkesinde adalet hiç de “sağlıklı” değil. Türkiye’de devleti yönetenlere, “Servetinizin kaynağı nedir?” sorusunu yöneltirseniz 4 yıl hapis cezasına çarptırılabilirsiniz.

          4 Min.

          Eski ABD Başkanı George W. Bush’un 11 Eylül’den sonra tedavüle soktuğu “önleyici vuruş” (pre-emptive strike) kavramı, Türkiye’de özgür basına savaş açan iktidarın silahına dönüştü. Ülkeyi yönetenler, “suç işlemenize” izin vermeden çeşitli yöntemlerle sizi hizaya sokmaya çalışıyor. Türkiye’nin -ABD ve Rusya ile masaya oturduktan sonra bitirdiği- Barış Pınarı “operasyonu”dan önce de, “önleyici vuruş”la karşılaştık. Saray’ın propaganda sorumluları, gazete ve televizyon yöneticilerine 24 maddelik bir uyarı yazısı göndererek nasıl gazetecilik yapmaları gerektiğini tek tek anlattı. “Haber diline dikkat edilmesi”ni isteyen iktidar, özetle medyaya şu talimatları verdi: “Türkiye’nin askeri kayıplarını büyütmeyin, zafiyete sebep olacak canlı yayınlar yapmayın, bölgedeki muhabirleriniz de ‘kontrol dışı’ söylemlerde bulunmasın!”

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Saray “bütün iyi niyetiyle” gazetecilere mesleklerini öğretirken, “kötü polis”ler de ceza tehdidiyle devreye girdi. Türkiye’de radyo ve TV’lerden sonra internet yayınlarını da denetlemeye başlayan kamu kurumu RTÜK, operasyona yönelik en küçük eleştiriyi affetmeyeceğini açıkladı. Basını denetleyen kuruluş, sorumluluk alanına “terörle mücadele”yi de eklediği açıklamasında şunları söyledi: “Barış Pınarı Harekatı'nın aleyhinde (…) bölücü ve yıkıcı yayınlar hızlıca tespit edilerek devletin diğer ilgili kurumlarıyla iş birliği içinde susturulmaktadır.” RTÜK’ün kendisinden rol çaldığını fark eden yargımız da, sorumluluklarını hatırlayarak hemen devreye girdi: “Operasyon aleyhinde haber, yazılı ve görsel yayın yapanlar hakkında yasal işlem başlatılacaktır.”

          Bülent Mumay

          “Önleyici vuruş” elbette etkili oldu. Neredeyse tüm gazeteler, operasyon boyunca aynı manşetlerle çıktı. Televizyonlar da, kendilerine iletilen ortak KJ’lerle duyurdular “sıcak gelişme”leri… Ne operasyon sırasında yaşanan insan hakları ihlalleri iddialarını okuyabildik, ne de “operasyon”un öteki tarafından yapılan açıklamaları… Aksini yapmaya yeltenenler oldu elbette. Ama devletimiz “önleyici vuruş”un gereğini yerine getirdi. Tıpkı Bush’un “Dostum değilsen düşmanımsın” doktrini gibi… Haberlerinde, Türkiye’nin savaş açtığı Suriye Demokratik Güçleri’nin açıklamasına da yer veren iki editör, sabaha karşı evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı.

          Bu ülkede gazeteciler, sadece haber yaptıkları için cezalandırılmıyor. Haber yapabilmek için soru sormak bile başlı başına risk. Bir kere, muhalif bir yayın organında çalışıyorsanız, devlet büyüklerinin katıldığı basın toplantılarına zaten alınmıyorsunuz. (Tıpkı Türk Hava Yolları’nın, sadece iktidar tarafından yönetilen gazeteleri yolcularına vermesi gibi.) İktidar, kendisine yakın “akredite” gazetecilerin karşısına çıkıyor bir tek. Bu gazetecilerin de, istedikleri soruları yöneltme şansları yok. Özellikle Erdoğan’a bir soru yöneltecekseniz, basın toplantısından önce Saray’ın propaganda ekibinden onay almanız gerekiyor.

          Kritik sorular yöneltebilecekleri için devlet büyüklerinin basın toplantılarına alınmayanlar, gerçeklerin peşini bırakmıyor elbette. Ama başları da beladan kurtulmuyor. Sorularına dışarıdan yanıt arayanlar, mahkeme kapılarında sürünüyor. Türkiye’nin ana akım medyasında uzun yıllar yöneticilik yapan Mehmet Yılmaz, bugünlerde sığındığı internetteki köşesinde, Erdoğan’ın sağ kolu olan eski Başbakan Binali Yıldırım’a çok basit bir soru sordu: “Ailenizin servetinin kaynağı nedir?” Çok haksız bir soru sayılmazdı. AKP iktidara gelmeden önce alt düzeyde bir bürokrat olan Yıldırım’ın çocukları, 17 yıl içinde bir mucizeye imza atmıştı: 17 şirketleri, 28 gemileri, iki süper yatları ve Hollanda’da milyonlarca Euro’luk malvarlıkları vardı. Soru basit ama bir o kadar tehlikeliydi. Yıldırım’ın şikayeti üzerine yazı mahkeme kararıyla yayından kaldırıldı, soruyu yönelten gazeteci hakkında 4 yıl hapis istemiyle dava açıldı.

          Erdoğan’a da dışarıdan soru yöneltmek epey tehlikeli. Gazeteci Fatih Polat, birkaç yıl önce sızdırılan Malta Dosyaları’ndan çıkan bir iddianın peşine düştü. Sızıntılara göre Erdoğan’ın ailesi, bir Azeri işadamı ile milyonlarca dolarlık bir petrol tankerinde ortak olmuştu. İddiaların ardından Ankara’dan çıt çıkmadı. Türk gazeteci Polat da bu sessizlik üzerine; “Erdoğan, ailesiyle ilgili olarak bu iddialara ne diyor?” başlıklı bir köşe yazısı kaleme aldı. Sadece soru sorduğu için “Cumhurbaşkanı’na hakaret”le suçlanan Polat, 4 yıllık hapis istemiyle yargılanıyor.

          Erdoğan ailesini ilgilendiren haberler, eski de olsa “tehlike saçmaya” devam ediyor. Erdoğan’ın pek göz önünde bulunmayan büyük oğlu Burak Erdoğan, gençlik yıllarında bir trafik kazasına karışmıştı. Kullandığı otomobille, yaşlı bir kadın ses sanatçısını ezerek ölümüne yol açmıştı. Burak Erdoğan, bu kazadan dolayı tek bir gün bile hapis yatmamıştı. Gündemden düşen mesele, sadece gazete arşivlerinde kalmıştı. Ancak bu “kaza”nın arşivlerde olması bile riskliydi anlaşılan. Mahkemeden çıkarılan kararla, Burak Erdoğan’ın karıştığı kazaya ilişkin haberlere erişim yasağı getirildi. Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın kullandığı pahalı çantalara ilişkin haberler de sakıncalı artık. Türkiye’nin en popüler bloglarından biri olan Ekşi Sözlük’te First Lady’nin çantalarına ilişkin haberleri okumak isteyenler, şu metinle karşılaşıyor artık: “Emine Erdoğan’ın talebi üzerine mahkemenin verdiği karar uyarınca bu başlıkta yer alan içeriklere erişimin engellenmesine karar verilmiştir.”

          Yukarıda bazı kararlarını paylaştığım Türkiye’deki mahkemeler, basını susturarak iktidarın yolunu açan bir enstrümana bir günde dönüşmedi. Yargıyı göbekten Saray’a bağlayanlar, hem adliyelerdeki kadroları, hem de hukukçuları yetiştiren hukuk fakültelerini de felç etti. Ülkenin en yüksek yargı kurumu olan Anayasa Mahkemesi’nin 16 üyesinden yarısı hukukçu değil. Ülkedeki 67 hukuk fakültesinden 19’unun dekanı da hukukçu değil. İlahiyat mezunu hukuk dekanı da var, ziraat mühendisi olan da… İnanmayacaksınız ama avukat-hakim-savcı yetiştiren bir hukuk fakültemizin dekanı, veterinerlikten mezun! Sıkıntı sadece hukukta da değil elbette… Türkiye’de sık sık kaza yapan hızlı trenlerin yöneticisi de bir imam… Bir önceki görev yeri mi? Mezbahada çalışıyordu… Raylarında her yıl katliam yaşanan bir ülkeye de bu yakışırdı.

          Weitere Themen

          Berlinale vor Jubiläums-Festival Video-Seite öffnen

          Neues Führungsduo : Berlinale vor Jubiläums-Festival

          Knapp einen Monat vor Eröffnung der 70. Internationalen Filmfestspiele besuchten Mariette Rissenbeek und Carlo Chatrian die Produktion der Berlinale-Bären. Unterdessen sorgt der Jury-Präsident Jeremy Irons für Schlagzeilen.

          Europa kaltmachen

          Putins Verfassungsreform : Europa kaltmachen

          Einbruchdiebstahl an den Bürgerrechten: Russische Oppositionelle sind alarmiert über die Verfassungsreform ihres Präsidenten Putin. Doch die Zivilgesellschaft kann sich nicht konsolidieren.

          Topmeldungen

          Arbeitgeber in Panik : Keiner kennt die Kosten der Grundrente

          1,5 Milliarden Euro könnten für die Grundrente womöglich nicht ausreichen, fürchten die Arbeitgeber. In der Union rumoren die Parlamentarier. Doch die Unions-Minister unternehmen keine hörbaren Anstrengungen mehr.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.