https://www.faz.net/-iha-9zoaf

İstanbul’dan mektuplar : What ‘de facto’?

  • -Aktualisiert am

Erdogan zu Besuch in einem Krankenhaus in Istanbul Bild: Reuters

Alman Bertelsman Vakfı, demokrasi liginden çıkardığı Türkiye için “de facto diktatörlük” demiş. Trollerin de, iktidar temsilcilerinin de muhalifleri ölümle tehdit ettiği bir ülke için “de facto” nitelemesi fazla değil mi?

          4 Min.

          Batılı kurumlar biz Türklere hep haksızlık yapar. Avrupa Birliği’ne üye olmak istediğimizde bin dereden su getirirler. Neymiş efendim, siyasette Kopenhag, ekonomide Maastricht kriterlerine uyacakmışız… Kredi istediğimizde insan haklarını, ülkemizde otomobil fabrikası kurmaya davet ettiğimizde hapisteki gazetecileri bahane ederler. Bize hak ettiğimizi bir türlü vermezler… Son haksızlığı, Alman Bertelsmann Vakfı yaptı. Neymiş efendim, -vakfın yıllık olarak hazırladığı Dönüşüm Endeksi’ne göre- Türkiye artık demokrasi liginde değilmiş. Ülkemizde “de facto diktatörlük” varmış… Sevgili okurlar, Türkiye’de sadece son iki haftada yaşananları sizin için sıralayayım da; Türkiye bu notu hak ediyor mu, hep birlikte karar verelim…

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          18 yıllık Erdoğan iktidarının yarattığı iklim ve cezasızlık nedeniyle, nefret söylemi ülkemizin resmi diline dönüştü neredeyse. İktidara yönelik en küçük bir eleştiri sansürle, gözaltıyla bastırılırken; farklı düşünenlere yönelik ölüm tehditleri savuranların sırtı sıvazlanıyor. Ana muhalefet partisi CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bir yıl önce linç edilmek istendi. Sığındığı ev yakılmak istendi. Tek bir tutuklama kararı çıkmadı, AKP’liler Kılıçdaroğlu’nu yumruklayan adamın elini öpmeye gittiler. İki yıl önceki seçimlerden önce, “Kazanamazsak ormana gömdüğümüz silahları çıkarırız” tehdidinde bulunan İslamcı yazar Maranki hâlâ kanal kanal gezip iktidar övgüsü yapıyor.

          Bu tarz tehditlerin cezalandırılmaması, Türkiye’yi bir korku tüneline çevirdi. Geçtiğimiz günlerde televizyona çıkan AKP yanlısı yazar Sevda Noyan, kendisi gibi düşünmeyen komşularını açıkça öldürmekle tehdit etti: “15 Temmuz kursağımızda kaldı, istediklerimizi yapamadık. Boş bulunduk. Ayaklarını denk alsınlar. Bizim sitede hâlâ 3-5 var, benim listem hazır. Bizim aile, 50 kişiyi götürür. Biz bu konuda çok donanımlıyız maddi ve manevi olarak… Liderimizin yanındayız…” Zamları eleştiren televizyon kanallarının bile cezalandırıldığı Türkiye’de, kan konduran bu açıklamalarla ilgili hiçbir şey yapılmadı. Televizyonları denetleyen devlet aygıtı RTÜK’ün Başkanı Ebubekir Şahin, ölüm listesi açıklanmasını şöyle yorumladı: “Büyütülecek bir konu değil.” Devletimiz mevzuyu “önemsiz” bulunca, tehditlerin ardı arkası kesilmedi.

          Bülent Mumay

          İktidar yanlısı sosyal medya fenomeni Fatih Tezcan, muhalefeti şu sözlerle tehdit etti: “Bir daha sokağa çıkarsak listelerden, kimleri toplayacağımızdan haberiniz var mı; karınızı, çocuğunuzu nasıl koruyacaksınız?” Ne Tezcan, ne de muhalefet temsilcilerine mermi dolu kavanoz fotoğrafı gönderen AKP üyesi Mehmet Emin Göç hakkında bir soruşturma açıldı. Tüm bu tehditler yağarken, devletin envanterinden 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra kaybolan 250 bin silahın nerede olduğunu hâlâ öğrenemedik. Ancak tarikat lideri Ahmet Mahmut Ünlü’nün, “2 bine yakın Selefi dernek silahlandı” açıklamasını okuyunca; ormana saklanan silahların da, devletin kaybolan silahlarının da kime gittiğini tahmin etmek çok zor olmuyor. Bu arada, muhalif kadın gazeteci ve siyasetçilere, “Herhangi bir karışıklık olursa size tecavüz edeceğiz” tehdidinde bulunanları da görmedi devletimiz…

          “De facto diktatörlük”te iktidar karşıtlarına yönelik tehditlerin, sadece iktidarı destekleyen sıradan bireylerden geldiğini sanmayın. İktidar partisi AKP’nin üst düzey yöneticileri de muhalefet temsilcilerini açık açık ölümle tehdit ediyor. AKP’nin İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak, geçen hafta CHP’nin İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu İstanbul Boğazı’nda boğmakla tehdit etti: “Boğaz, bu mevsimde serin; yazın da derindir.” AKP’nin MKYK üyesi Gökçen Özdoğan Enç, CHP’nin 2 numarası Özgür Özel’i “gömmekle” tehdit etti: “Size iki metrelik yer açarız!”

          Weitere Themen

          Erdoğan’ı korkutan 6,5 milyon

          İstanbul’dan mektuplar : Erdoğan’ı korkutan 6,5 milyon

          2023 seçimleri, Saray’ı kara kara düşündürüyor. Mesele sadece her geçen gün eriyen oylar, ekonomik krizin getirdiği aşınma falan da değil. 2023’te seçmen listelerine eklenecek olan 6,5 milyonluk genç nüfus, Türkiye’yi uzun süredir etkisi altına alan “otoriter hava”yı dağıtabilir.

          Topmeldungen

          Eine Razzia in einer Shisha-Bar in Bochum

          Aussteigerprogramm : Raus aus dem Clan

          Nordrhein-Westfalen will den Ausstieg aus kriminellen Großfamilien erleichtern. Das Programm läuft gut an, doch die Erfahrungen lehren auch: Wer den Ausstieg wagt, wird meist brutal zurück gezwungen.
          Ein provisorisches Krankenhaus für die Corona-Infizierten in der Stadt Lleida.

          Corona- und Wirtschaftskrise : Spaniens Kampf ums Überleben

          Das südeuropäische Land muss wegen des heftigsten Corona-Ausbruchs seit der Öffnung neue Ausgangssperren verhängen. Und auch wirtschaftlich sieht es düster aus: Ministerpräsident Sánchez kämpft um die Kredite und Zuschüsse der EU.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.