https://www.faz.net/-iha-9w8v7

İstanbul’dan mektuplar : Çocuklarla evlensek deprem olmaz!

  • -Aktualisiert am

Elazığ’da yaşanan son depremden sonra, vatandaştan bir kez daha para istenmesi tepkilere neden oldu. Ekonomik kriz nedeniyle zor günler geçiren vatandaşlar, tepkilerini sosyal medyada #DepremVergileriNerede etiketiyle dile getirdi. Halkın homurdanmaları sanal alemde kalmayınca, Erdoğan 31 milyar Euro’nun nereye gittiğine ilişkin tepkileri boğmak için devreye girdi: “Harcanması gereken yere harcadık! Bundan sonra da bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok!” Erdoğan’ın bu “açıklama”sına rağmen paranın peşine düşenler, tipik bir Saray rejimi refleksiyle karşılaştı. #DepremVergileriNerede diye sormaya devam eden ve aralarında çok sayıda sanatçının da bulunduğu yaklaşık 50 kişi hakkında savcılık soruşturması başlatıldı.

Peki vatandaşlar, soruşturma riskini bile göze alarak neden vergilerin peşine düşüyor? Bu sorunun yanıtı, cebimizi yakıyor.. Gelirinin yüzde 40’ini direkt, yüzde 70’ini dolaylı vergilerle devlete ödeyen bir halkız. Arabamız olduğu için her yıl vergi ödüyorduk, devlet şimdi yepyeni bir “yol vergisi” getiriyor. Evimiz varsa, devlete her yıl vergi ödüyorduk. Evimiz biraz pahalıysa, ikinci bir vergi daha istiyor artık devlet. Bilmediğiniz şey değil, Türkiye’de 3 bira içerseniz 2 tanesini de devlete ısmarlamanız gerekiyor.

Devlet, aldığı vergiyi nereye harcadığını söylemiyor. Peki depremden dakikalar sonra para isteyen Kızılay paraları ne yapıyor dersiniz? Depremden birkaç gün sonra ortaya çıkan belge, tarihi yardım kuruluşunun Erdoğan yanlısı vakıflara para aktarmak için paravan olarak kullanıldığını ortaya çıkardı. Bir özel şirketin Kızılay’a yaptığı 8 milyon dolarlık yardımın, Erdoğan’a yakın Ensar Vakfı’na yönlendirildiğini öğrendik. Erdoğan’ın atadığı Kızılay Genel Müdürü kuruma ait 8 şirkete ortak olmuş, yetmemiş kendi oğlunu da genel başkan yardımcısı olarak görevlendirmiş.

Paralarımızın, Türkiye’yi olası depremlere hazırlamak için kullanılmadığı aşikar… Aksine, devlet çürük binalarda yaşamamıza izin vermek için ayrıca para istedi bizden. Geçen yılki yerel seçimlerden önce çıkarılan “İmar Barışı” ile kaçak binalara af getirildi. Hiçbir yapı denetimi yapılmadan hem de! İstanbul’da deprem toplanma alanı olarak belirlenen arazilere alışveriş merkezleri inşa edildi.

Bilime kulak asmayarak felakete kapı aralayanlar, Elazığ’da 41 can kaybolunca “kader”e sığındı. 2014’te ihmal sonucu yaşanan maden faciasında 301 işçinin ölmesini “fıtrat”a bağlayan Erdoğan, göz göre göre gelen depremin de “kader” olduğunu açıkladı. Yıkımın yaşandığı kenti ziyareti sırasında şu açıklamayı yaptı: “Bu tür afetler bizler için büyük bir imtihan ve böyle bir imtihanı milletçe hep sabırla eda ettik. Bu konuda Müslüman olmanın, teslimiyetin en güzel örneklerini verdik.” Devletin başimamı, Diyanet İşleri Başkanı da aynı görüşteydi: “Yaşananlar imtihan, ölüme hazır olmak gerek.”

Binaları depreme hazır etmek, binaları “dayanıklılık testi”ne sokmak yerine; bizim, imtihanlar geçirerek ölüme hazır olmamızı istiyor devletimiz. Felaketle karşılaştığımızda da ihtiyacımız olan şeyin tıbbi ve psikolojik yardım olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Orada da yardımınıza din koşuyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, depremin ardından verilen hizmeti şöyle duyurdu: “Hocalarımız, manevi rehberler aracılığıyla depremden etkilenen vatandaşlara destek olacağız.”

Gelin biz dini bir kenara bırakıp yeniden “bilim”e dönelim… Neden deprem oluyor? Fay hatları, deprem kuşağı vesaire değil mi. Ama depremin sebebinin meğer bambaşka “bilimsel” sebepleri varmış. İstanbul’daki bir devlet üniversitesinde “İnsan ve Toplum Bilimleri” profesörü olarak çalışan Bedri Gencer, “Çocuk evliliklerinin yasaklanması deprem getirdi” açıklaması yaptı. Barış bildirisine imza attığı için 27 öğretim üyesini kovan bir üniversitede, “İnsan ve Toplum Bilimleri” anlatıyor kendisi. Binlerce akademisyenini kapının önüne, 70 bin öğrencisini cezaevine koyan Saray rejiminin üniversitesinde çalışıyor.

Weitere Themen

Erdoğan’ı korkutan 6,5 milyon

İstanbul’dan mektuplar : Erdoğan’ı korkutan 6,5 milyon

2023 seçimleri, Saray’ı kara kara düşündürüyor. Mesele sadece her geçen gün eriyen oylar, ekonomik krizin getirdiği aşınma falan da değil. 2023’te seçmen listelerine eklenecek olan 6,5 milyonluk genç nüfus, Türkiye’yi uzun süredir etkisi altına alan “otoriter hava”yı dağıtabilir.

Topmeldungen

Amtsinhaber Andrzej Duda am Tag der Stichwahl mit seiner Frau Agata Kornhauser-Duda und Tochter Kinga Duda.

Prognosen zur Präsidentenwahl in Polen : Duda liegt sehr knapp vorn

Auf Amtsinhaber Andrzej Duda entfallen laut Prognosen bei der Stichwahl um das Präsidentenamt 50,4 Prozent der Stimmen, sein Herausforderer erhält 49,6 Prozent. Trotz des ungewissen Ausgangs hält Duda eine Siegesrede. Die Opposition will das Wahlergebnis anfechten.

Donald Trump und die Wahrheit : Der Lügenpräsident

Verzerrungen, Halbwahrheiten, Übertreibungen: Ein Team der „Washington Post“ hat Donald Trumps Falschaussagen seit seiner Amtseinführung dokumentiert. Es kommt zu einem erschütternden Befund.

Newsletter

Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.