https://www.faz.net/-iha-9tc27

İstanbul’dan mektuplar : Kasa kazandı, vicdanlar kaybetti

  • -Aktualisiert am

Erdogan und seine Partei geben nicht auf: Statt aus der Schlappe ihre Lehren zu ziehen, rächen sie sich an der Opposition für die Kommunalwahlen. Bild: EPA

Adettendir; her yılın sonuna doğru, almanak tadında geçen yılın özeti yapılır. Türkiye’de yaşayanların bunun için aralık sonunu beklemesine gerek yok. 2019’u tek br cümle özetliyor çünkü: “Sandıkta kaybedenler, vicdanlarını da kaybediyor.”

          4 Min.

          “Kasa her zaman kazanır” (The house always wins) bir Las Vegas atasözü değil sadece. Türkiye’yi yönetenlerin de motto’su aynı zamanda. Kendilerinden başkasının kazanmasına tahammülleri yok, kendi sürekli kendi kasalarını doldurmak istiyorlar. Masada, -pardon- sandıkta kaybettiklerini de gasp etmenin bir yolunu mutlaka buluyorlar.

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayı

          Halkın sandıkta gösterdiği iradeyi gasp etmenin faturasını, daha birkaç ay önce İstanbul’da tekrarlanan yerel seçimlerde ödemişlerdi aslında. Erdoğan, az farkla kaybettiği İstanbul seçimlerini tekrarlatınca; 25 yıldır kesintisiz olarak kontrol ettiği metropolü, ezici bir farkla yeniden muhalefete teslim etmek zorunda kalmıştı. Ancak üç ay içinde muhalefete üst üste iki kez yenilmek, Erdoğan ve partisini pes ettirmedi. Bu hezimetten ders almayan iktidar partisi, yerel seçimlerin intikamını muhalefetten farklı bir şekilde almaya başladı.

          25 yıldır akıllarına gelmeyen formülleri, yerel seçimleri kaybettikten sonra devreye sokuyorlar. Önce, Meclis’te bir yasa hazırlığına girişildi. Muhalefete kaptırılan büyükşehir belediyelerin yetkilerini tırpanlayacak, AKP’nin elindeki küçük belediyelerin gücünü artıracak bir taslak hazırlandı. Yetmedi, belediyelerin kendi bürokratlarını atama onayları Erdoğan’a bağlandı. Ama en kritik darbeler, Erdoğan’ın gözbebeği İstanbul Belediyesi’ne vuruldu. Erdoğan’ın çocuklarının yönettiği vakıflara milyarlık yardımları kesen İstanbul Belediyesi’nin can damarları bir bir kesilmeye başlandı.

          Bülent Mumay

          İstanbul’un tarihi boyunca belediye tarafından yönetilen Boğaziçi’nin imar yetkileri, Erdoğan’a bağlı bir kurula devrediliyor. Türkiye’nin en değerli ev ve arazilerinin bulunduğu İstanbul Boğazı’ndaki rantı, Saray bizzat kontrol edecek artık. Bu da yetmedi… İstanbul Boğazı’ndaki köprüler ücretlidir. İlk köprünün yapıldığı 1973’ten bu yana geçiş ücretlerinden belediye yüzde 10 pay alıyor. AKP’nin kaybetmesinden sonra belediyenin bu payı da kesiliyor artık.

          İktidarın, muhalefete kaptırdığı İstanbul Belediyesi’nden aldığı en tuhaf intikamı da paylaşmam gerek sizinle. Ama önce biraz arka plan bilgisine ihtiyacımız var… İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı, gelir getiren birçok kuruluş var. Bu şirketlerden kimisi halka ucuza ekmek üretip satar, kimisi ise yol kenarlarından park ücreti alır. Bu şirketlerden en eskisi, bugünlerde şişelenmiş su satan Hamidiye Şirketi’dir. 1902 yılından bu yana İstanbullulara temiz içme suyu sağlayan Hamidiye’nin tesisleri, Osmanlı padişahı II. Abdülhamit tarafından kurulmuş.

          Hamidiye, özellikle Erdoğan’ın 1994’te İstanbul Belediye Başkanı seçilmesiyle birlikte kabuk değiştirmeye başladı. Tesisler modernize edildi, logosu Erdoğan’ın sevdiği turkuaz rengine dönüştürüldü ve çok daha yaygın bir dağıtım ağıyla satışları arttı. Erdoğan’ın Saray’a uzanan siyasi yolculuğuna paralel olarak Hamidiye’nin ticari başarısı da büyüdü. Öyle ki, bu su markasının daha çok satması için, devlet televizyonunda yayınlanan tarihi dizilerde, padişahın ağzından suyun reklamı bile yapıldı. Hamidiye böylece, “Yeni Türkiye”nin resmi içeceği haline geldi.

          Taa ki bu şirketin bağlı bulunduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi, muhalefete kaptırılana kadar. İstanbul’u ana muhalefet partisi CHP’nin adayı İmamoğlu’nun kazanmasından sonra, padişahın buyruğu resmen unutuldu! Muhalefetin yönettiği belediyenin gelirlerine darbe vurmak için bütün kamu kuruluşları bir anda Hamidiye’den su almayı bıraktı. Türk Hava Yolları’nın yer hizmetleri şirketi bile Hamidiye’den su almamaya karar verdi. Anlayacağınız Neo-Osmanlıcı iktidarımız, Osmanlı Padişahı’nın suyunu içmekten vazgeçti.

          Weitere Themen

          Topmeldungen

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.