https://www.faz.net/-iha-a91q7

İstanbul’dan mektuplar : Erdoğan’ın fiyaskoya dönüşen müjdeleri

  • -Aktualisiert am

Recep Tayyip Erdogan bei der Verkündung des türkischen Raumfahrtprogramms am 9. Februar in Ankara Bild: Picture-Alliance

İktidar, ömrünü uzatmak için “müjde” yağdırıyor. Ayasofya’yı camiye çevirdiler, kesmedi. Aniden doğalgaz keşfettiler, tablo değişmedi. Millet ay sonunu getiremezken aya gitmekten söz ettiler, umursayan olmadı. Ama bu müjdelerden hiçbiri Gara’daki kadar fiyaskoyla sonuçlanmadı.

          4 Min.

          Erdoğan’ın kutuplaştırıcı siyaseti nedeniyle Türkiye toplumunun ikiye bölünmesinden söz ediliyor sıklıkla. Size İstanbul’dan yazdığım mektuplarda, ben de bu toplumsal ayrışmanın tehlikelerini anlatmaya çalışıyorum zaman zaman. Evet, politik olarak bir bölünmeden söz edebiliriz kuşkusuz. Ama bizi bölen sadece siyasi eğilimlerimiz değil. Birden fazla sebeple sıklıkla ikiye bölünüyoruz. Pastanın hep aynı yarısında kalmıyoruz. Farklı gerekçelerle, bazen kendimizi diğer yarı’nın içinde buluyoruz.

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Milliyetçiliğin, vatanseverliğin Türkiye’de ne anlama geldiğini az çok biliyorsunuzdur. Ülkesine, yaşadığı topraklara bağlılığı oldukça yüksek bir topluma sahibiz. Ülkemizi bırakıp gitmek, çok da isteyeceğimiz bir şey değildir bizim için. Hani belki, bir süre çalışmak ya da çocuklarımızı okutmak için ayrı kalabiliriz vatanımızdan. Ancak, Erdoğan’ın “Yeni Türkiye”sinde bu tablo çok dramatik bir şekilde değişti. Özel bir araştırma şirketinin yaptığı son araştırmaya göre, Türkiye’de her iki kişiden biri yurtdışında yaşamak istiyor. Gitmek isteyenlerin, sadece Erdoğan muhalifleri olduğunu da düşünmeyin sakın. Kendi seçmenlerinin yüzde 34’ü bile artık Türkiye’de yaşamak istemiyor.

          Bülent Mumay
          Bülent Mumay : Bild: privat

          Bizi ortadan ikiye bölen son araştırma ise devletin resmi istatistik kurumu tarafından açıklandı. Enflasyon rakamlarını yeterince düşük gösteremediği için, Erdoğan tarafından yöneticisi sıklıkla değiştirilen TÜİK’ten geldi son açıklama. TÜİK’in her yıl tekrarladığı “Mutluluk Araştırması”na göre, Türkiye’de mutlu olduğunu beyan edenlerin oranı 2020 sonu itibariyle yüzde 48.2'ye kadar düştü. Anlayacağınız yine ikiye bölündük. Bu ülkedeki iki kişiden biri, mutlu olmadığı bir ülkede yaşıyor. Türkiye’den gitmek isteyenlerin oranının bu kadar yüksek olması, tesadüf değil belli ki…

          Bir ülkede mutlu olabilmenin tek kriterini, ekonomik refah olarak varsaymak elbette doğru olmaz. Ama halkın, yoksulluk nedeniyle sıvı yağı litreyle değil de plastik bardakla, bebek bezini taneyle satın almaya başladığı bir ülkede mutluluktan söz etmek de çok kolay değil. Halkın kahvaltıda en çok tükettiği beyaz peynir paketlerine, bebek mamalarına marketlerde alarm takılan bir ülkede mutluluktan söz etmek mümkün mü? Covid19 salgını nedeniyle dünyanın dörtbir tarafında devletler halka yardım dağıtırken, vatandaşına IBAN numarası vererek bağış isteyen bir ülkede mutluluktan bahsedebilir miyiz?

          Yazının girişinde sözünü ettiğim siyaseten ikiye bölünme kavramı da artık tartışmalı bir hale geldi. Kabaca, ülkenin yarısının Erdoğan yanlısı, öteki yarısının muhalifi olduğuna dayanıyordu bu bölünme hikayesi. Ancak son birkaç aydır yapılan anketler, yüzde 50/50 gibi bir durumun artık söz konusu olmadığını ortaya koydu. MetroPoll araştırmanın son anketine göre muhalefetin oluşturduğu blok, Erdoğan’ın kurduğu koalisyonla arayı açmaya başladı. Son ankete göre, bugün seçim olması halinde muhalefet yüzde 48.3, Erdoğan’ın koalisyonu ise yüzde yüzde 39.67 oranında oy alacak.

          2019’daki yerel seçimlerden bu yana oylarının düşüşte olduğunun farkındaydı Erdoğan. Seçmenlerin kaçışını durdurmak için hem siyaseten hem de ekonomik olarak bir adım atamayınca, halkın gözünü boyayacak adımlarla kan kaybını durdurmaya çalıştı. Sıkıştıkça bir “çılgın proje” açıkladı ya da “tarihi” diye nitelediği adımları attı. Bunlar tutmayınca, ne işe yaradığını bilmediğimiz “müjde”ler verdi bize. Sadece son 7 ay içinde neler mi yaptı? Muhafazakârlar için önemli bir sembol olan Ayasofya, camiye dönüştürülerek ibadete açıldı. Faturalarını ödeyemeyen milyonların olduğu bir ülkede, aniden devasa bir doğalgaz rezervi bulunduğu açıklandı. Bu da yetmedi, insanların yoksulluktan pazara çıkamadığı bir dönemde Ay'a çıkma kararı verildi!

          Weitere Themen

          Erdoğan’ın büyük kumarı: Ya Saray ya Türkiye

          İstanbul’dan mektuplar : Erdoğan’ın büyük kumarı: Ya Saray ya Türkiye

          Erdoğan’ın son günlerde attığı adımlar, Saray’daki koltuğunu kaybetmemek için yapmayacağı adım olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Ancak bu kez, oldukça tehlikeli bir oyun kurmaya çalışıyor. Bu kumarı hem Türkiye’nin hem Erdoğan’ın aynı anda kazanması da pek mümkün görünmüyor.

          Nomadland räumt viermal ab Video-Seite öffnen

          Bafta-Awards : Nomadland räumt viermal ab

          Mit dem Triumph bei den Bafta-Awards hat der Film „Nomadland" seine Favoritenrolle bei den in zwei Wochen stattfindenden Oscars weiter gefestigt.

          Topmeldungen

          ZVEI-Präsident im Interview : „Die würden mich durchs Fenster werfen“

          Warum dauert die Digitalisierung der Industrie viel länger als die der Büros? Der Unternehmer und Chef des Digitalverbands ZVEI über das Projekt „Industrie 4.0“ – und warum er in Kunden-Hotlines nach dem Mittagessen fragt.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.