https://www.faz.net/-iha-9o6a1

İstanbul’dan mektuplar : Erdoğan, Erdoğan’a karşı

  • -Aktualisiert am

Sollte der AKP-Kandidat die Mehrheit erringen, wird sich der türkische Präsident den Wahlsieg anrechnen, verliert er, ist es Sache des Lokalpolitikers: Binali Yildirim (r.) und Recep Tayyip Erdogan auf Wahlplakaten in Istanbul. Bild: EPA

2013’te iktidarına yönelik en büyük itirazla karşılaştı Erdoğan. Gezi direnişinden sonra devreye soktuğu kutuplaştırma ve nefret söylemi, Erdoğan’a üst üste zaferler yaşattı. Ancak “kazandıran formül” 31 Mart’ta tutmadı.

          Türkiye bugünlerde tarihi bir süreçten geçiyor. Ankara’nın S400 füzeleri yüzünden Rusya ile ABD arasında sıkışmasından falan değil. Ekonominin çöküşü de pek tarihi sayılmaz. Hemen aklınıza, Türkiye’yi 17 yıldır yöneten AKP’nin 31 Mart yerel seçimlerinde aldığı darbe de gelmesin. Mesele, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaybettiği İstanbul’da seçimleri yeniletmesi falan da değil. Daha şaşırtıcı olanı yaşıyoruz: Ülkede çoksesliliği bitiren, gazetecileri hapisle korkutan, kapısına kilit vurma ya da sahiplik yapısını değiştirme yoluyla medyayı susturan Erdoğan, bu kez kendisine otosansür uygulamaya başladı! Neredeyse her gün 2-3 yerde kürsüye çıkan, bütün televizyonlardan canlı yayınlanan konuşmalarıyla propaganda yapan Erdoğan’dan söz ediyorum…

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Bu pazar İstanbul’da tekrarı yapılacak seçimler yaklaştıkça Erdoğan’ın kamuoyundaki görünürlüğü neredeyse sıfırlandı. Belediye başkanlarını seçtiğimiz 31 Mart seçimlerinde AKP’nin kampanyasını sırtlanan Erdoğan, bu kez elini taşın altına sokmadı. Ekonomiyi çökerten damadı Berat Albayrak da ortalıkta yok. Hükümet yanlısı gazetelerin her gün 1. sayfalarından ekonomik “müjde”ler veren Albayrak, artık Saray medyasının iç sayfalarına sıkıştı. Saray’ın geri çekilme hamlesi elbette sebepsiz değil. Erdoğan, stratejik bir kararla iktidarını sürdürebilmek için bu kez kendisinden vazgeçti. Biliyorum, biraz kafanız karıştı, açacağım.

          Bülent Mumay

          2002’de seçimleri kazanan AKP, iktidarının ilk yıllarında önceki hükümetten miras kalan IMF programı ve dünyadaki likidite bolluğu sayesinde hızlı büyüme rakamları yakaladı. Daha çok -iktidarına engel olarak gördüğü- ordunun etkisini kırmak için gündemine aldığı Avrupa Birliği reformlarıyla da, Batı’nın gözüne girmeyi başardı. 2010’lara gelindiğinde koltuğunu sağlama aldığını düşünen Erdoğan’ın artık ne IMF’ye, ne de attığı bazı adımlar karşısında kendisini eleştirmeye başlayan AB gibi kurumlara ihtiyacı vardı. Ayak bağı olarak gördüğü bu kurumlarla köprüleri atma başladı. Demokrasiden uzaklaşarak otoriterleştikçe, içerideki tepkiler arttı. Tepkiler attıkça da Erdoğan daha fazla sertleşti. 2013’teki Gezi direnişi, Erdoğan’a yönelik en büyük itirazdı. Mesajı alarak bütün Türkiye’yi kucaklamak yerine Erdoğan sertliği tercih etti. Gezi’yi şiddetle bastırdı, koltuğunu koruyabilmek için kutuplaşma siyasetine sarıldı. Yanında olmayan herkesi terörist, bölücü, ajan ilan etti. Bu politika ile seçmenlerini konsolide etmeyi başardı. Erdoğan, sandıkta karşılık bulan bu formülünden hiç vazgeçmedi. O günden bu yana ülkeyi bu ayrıştırıcı yöntemle yönetiyor.

          31 Mart’ta yapılan yerel seçimler öncesindeki propaganda dönemine de, Erdoğan’ın bu “siyaset anlayışı” damga vurdu. Aşırı milliyetçi MHP ile birlikte kurduğu ittifakın karşısındaki muhalefet blokunu, terör örgütlerinin güdümünde olmakla suçladı. Yerel yönetimlerin seçileceği seçimleri, devlet için ölüm kalım meselesi ilan etti. Kirli ilişkiler içinde olmakla suçladığı muhalefetin kazanması halinde, terör örgütü uzantılarının devlete sızacağını iddia etti. Erdoğan’ın söylemine, kontrolündeki devletin haber ajansı ve televizyonları da eşlik ediyordu. Bir gün muhalefetin belediye meclis adaylarından 325’i PKK’lı olmakla suçlanıyordu. Ertesi gün, seçimleri muhalefetin kazanması halinde kentteki otoparkları terör örgütünün yöneteceği iddia ediliyordu.

          Seçim güvenliğinden de sorumlu olan İçişleri Bakanı Soylu, muhalefetin kazanması halinde sokaklara anarşinin hakim olacağını önü sürdü. Erdoğan’ın partisine üye bir belediye başkanı, çıtayı daha da yükseltiyordu. İstanbul’un Esenyurt İlçesi’ni yöneten Ali Murat Altepe, meydan konuşmasında koltuğunu muhalefete kaptırmasının yaratabileceği “büyük riskleri” şöyle sıralıyordu “Burayı kaybedersek, Kudüs’ü kaybederiz, İslam’ı kaybederiz, Mekke’yi kaybederiz…”

          Weitere Themen

          Türkiye’nin en hızlı büyüyen holdingi: Diyanet A.Ş.

          İstanbul’dan mektuplar : Türkiye’nin en hızlı büyüyen holdingi: Diyanet A.Ş.

          Yasaklarla, TOMA’larla Beyoğlu’nu bitirdiler. Kültür ve sanatın kalbinin birkaç yüzyıldır attığı yer, adım adım kitch’liğin merkezine dönüştü. İstanbul’da oluşan alternatif gettoları da rahat bırakmaya niyetleri yok. Bomonti Bira Fabrikası’nın Diyanet’e devredilmesi oldukça planlı bir adım gibi görünüyor.

          Topmeldungen

          Klimastreik in Berlin : Rackete for Future

          Beim großen Klimastreik in Berlin überlassen die Aktivisten von „Fridays for Future“ anderen die Bühne. Es sollte der Auftakt sein für ein breites gesellschaftliches Bündnis. Doch noch prallen Welten aufeinander.
          Ihnen reicht der Kompromiss nicht: Wie in Berlin demonstrierten Hunderttausende

          Kompromiss und Proteste : Was in der langen Nacht geschah

          Erst war das Klimaschutzgesetz fast am Ende, dann kam der Protest – und dann stritt das Kabinett eine Nacht lang. Jetzt sonnt sich die Politik im Glanz der Einigung. Währenddessen dröhnt der Protest Hunderttausender.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.