https://www.faz.net/-iha-9bosv

İstanbul’dan mektuplar : Erdoğan’a başarıyı getiren garantili taktik

  • -Aktualisiert am

Feuer und Flamme für den Präsidenten: Anhänger Erdogans in der Nacht nach der Wahl in Istanbul Bild: AP

16 yıllık iktidarını 5 yıl daha uzatmak isteyen Erdoğan, bilindik formüle sarılarak zafere ulaştı. Daha iyi bir gelecek vaat etmek yerine, “kimlik siyaseti”ne sığındı. Toplumdaki kutuplaştırmayı azaltmayı değil, uçurumu derinleştirmeyi tercih etti.

          Erdoğan’ı seçilmiş ilk sultan ilan etmemizden önceki son mektubumu şöyle bitirmiştim:

          “Bu pazarki seçimlerde ne olacak, kestirmek kolay değil. Ama bilinen gerçek şu: Erdoğan arada aldığı 'Pirus Zaferleri'ne rağmen 2013’deki Gezi direnişinden bu yana kan kaybediyor. Kendisine yönelik bu isyandan sonra sertlikte eşik atlayan Erdoğan, o tarihten bu yana en zor dönemeçte. Korkudan anketlerde oy tercihlerini açıklamayanların olduğu Türkiye'deki dip dalgası tarihin akışını değiştirecek mi? Kazanan ‘tamam' mı olacak, ‘devam' mı? Türkiye demokrasiyi mi seçecek, otokrasiyi mi? Pazar günü hep birlikte göreceğiz.”

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Gördük. Kitleleri konsolide ve manipüle etme konusundaki ustalığıyla bilinen Erdoğan’ın bir kez daha başardığına tanıklık ettik. Bu haftaki mektubumda önce Erdoğan’ın bu zaferinin “nasıl”ını, ardından seçim sonuçlarının analizini, en sonda da seçimden sonra bizi nasıl bir Türkiye’nin beklediğine ilişkin görüşlerimi paylaşacağım sizinle.

          Bülent Mumay

          Türkiye’de siyaseti domine etmenin en kolay yolu, kimliklere sarılarak siyaset yapmak. İdeolojik ve/veya ekonomik ilkelerle bir gelecek vaat etmekten çok kimliklere sığınmak daha çok prim yapıyor. Bunun farkında olan Erdoğan, oturup uzun uzun ekonomik ya da sosyal planlar yapmak, eğitim politikaları tasarlamaktansa, garantili çözüm olan kimlik siyasetini tercih etti. İnsanların hayallerine değil, neredeyse içgüdüye dönüşen milliyetçi-Müslüman kimliklerine/aidiyetlerine hitap etti. Türkiye toplumunun bu anlamdaki 2 başat kimliğinin Türklük/Müslümanlık olduğunu bildiği için kampanyasını garantili bu alan üzerine inşa etti. Toplumdaki kutuplaşmayı ortadan kaldırmak yerine, aradaki uçurumu derinleştirmeyi tercih etti. 

          İslamcı bir siyasi gelenekten geldiğinden, bu yanını vurgulamak için çok çaba harcamadı. Ama aşırı milliyetçi damarı, genel seçimlerde partisi için değil ama özellikle kendi kişisel kampanyasında sonuna kadar kullandı. Seçimlerden önce aşırı milliyetçi parti MHP’yi yanına alarak başladı. Kürtlerle barış sürecini sona erdirmesinden bu yana terörist ilan ettiği, genel başkanını tutukladığı HDP’yi şeytanlaştırmak ikinci hamlesi oldu. Cezaevinde tuttuğu rakiplerinden Selahattin Demirtaş’la görüşen CHP’nin adayı Muharrem İnce’yi de teröristlerle işbirliği yapmakla suçladı. 3-5 yıl önce PKK lideri Öcalan ile pazarlık eden siyasi iktidar, şimdi Kürtlere verilen en küçük desteği ihanet olarak ilan etti. HDP’yi baraj altında bırakmak için olağanüstü bir kampanya yürüttü. 

          Ekonomik olarak büyük bir çöküş yaşayan, iktidarın politikalarından olumsuz etkilenen milyonlar, geleceklerine değil içgüdülerine hitap eden Erdoğan’ın bu kampanyasına kayıtsız kalamadı. “Devletin bekası” için Türk ve Müslüman kimliklerini yanlarına alarak oy kullanmaya gittiler. Partisi bir önceki seçime göre yüzde 7 oy kaybetmesine rağmen, Erdoğan yüzde 52.4 ile ilk turda Türkiye’nin sultan yetkilerine sahip ilk cumhurbaşkanı oldu.

          Weitere Themen

          Kein Weg führt nach Utopia

          Ágnes Heller über Freiheit : Kein Weg führt nach Utopia

          Freiheit ist das Signum der Moderne. Aber auf den faktischen Gebrauch dieser Möglichkeit der Wahl kommt es an für das soziale und politische Leben heute: Diese Rede schrieb die ungarische Philosophin Ágnes Heller kurz vor ihrem Tod.

          Topmeldungen

          Berlin im Juli 2017: Überschwemmung auf der Märkischen Allee nach einem Unwetter

          Schwierige Stadtplanung : Schwamm drunter!

          Starkregen und Hochwasser bringen Städte immer wieder an ihre Grenzen. Sie müssen sich anpassen – denn der Klimawandel dürfte das Problem noch verschärfen.
          Olaf Koch, 49, ist seit sieben Jahren Vorstandsvorsitzender des Handelskonzerns Metro.

          Metro-Chef Koch im Interview : Ist Ihr Job noch sicher?

          Metro-Chef Olaf Koch hat eine feindliche Übernahme durch den tschechischen Milliardär Křetínský abgewehrt, doch die Probleme bleiben. Wie geht es mit dem Handelskonzern und ihm selbst weiter?

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.