https://www.faz.net/-iha-a1sl4

İstanbul’dan mektuplar : Ekmek bulamıyorsanız, Ayasofya yiyin!

  • -Aktualisiert am

Der Andrang der Gläubigen vor der Hagia Sophia ist groß – noch. Bild: Bülent Mumay

Barolara darbe vurmak, İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açmak, Ayasofya’yı camiye çevirmek, internete kelepçe takmak… Erdoğan, 18 yıllık iktidarının en sıkıntılı döneminde attığı bu adımlarla, kendisinden uzaklaşan seçmenleri durdurmaya çalışıyor. Karnı doymayanlar, Ayasofya kararı ile ne zamana kadar gurur duyacak?

          3 Min.

          Türkiye’yi 18 yıldır tek başına yöneten Erdoğan, muhtemelen siyasi tarihinin en zor zamanlarını yaşıyor. Geçen yılki yerel seçimlerde aldığı ağır darbeden bu yana, partisindeki erimeyi durdurmak ve kaçan seçmenlerini yeniden kazanmak için attığı hiçbir adım kalıcı bir etki yaratamadı. Erime arttıkça, ardı ardına yeni hamleler yapıyor, 18 yıldır şapkasında tuttuğu tavşanları çıkarıyor.

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Eşcinsellikle savaş bahanesiyle interneti sansürlemek, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek; kendisini terk eden seçmenlerin değil, zaten hâlâ onun safında duran İslamcı seçmenlerin yağlarını eritiyor. 15 asır önce Bizans’ın kilise olarak inşa ettiği Ayasofya’yı camiye dönüştürmek ise AKP’den uzaklaşan merkez sağ seçmenlerini kazanmak için bir fırsat olabilirdi. Tam da bu nedenle, uluslararası tepkileri de göze alarak 18 yıllık iktidarı boyunca yapmadığını yaptı. Atatürk’ün 1934’teki müze yapma kararını mahkemeye iptal ettirerek Ayasofya’yı geçen cuma günü resmen camiye dönüştürdü. Saray’ın davetlisi olan yaklaşık 500 kişilik “akredite mümin”lerle ilk cuma namazı kılındı. “Sıradan müminler” ise Ayasofya’nın olduğu Sultanahmet Meydanı’nın ön tarafında  “sosyal mesafe” kuralı ile yan yana döşenen seccadelerde bu tarihi ana tanıklık ettiler.

          Bülent Mumay
          Bülent Mumay : Bild: privat

          Yeni adıyla “Ayasofya Camii”nin önündeki kalabalık, 24 Temmuz’daki ilk cumadan sonra geçmedi. Anadolu’nun dört bir tarafından on binlerce insan, hatta aksanlı Türkçeleriyle kendilerini ele veren çok sayıda Almanyalı Türk, camiye dönüştürülen tarihi yapıyı ziyaret etmek için İstanbul’a akın etti. İstanbul’da yaşayan bir gazeteci olarak, geçen hafta sonu, Kabataş’taki evimizden Sultanahmet Meydanı’nı yürüyerek bu tarihi sürece tanıklık etmek istedim. Ayasofya havası, tarihi binaya kilometrelerce uzaklıktan bile hissediliyordu. Altın Boynuz’un (Haliç) üzerindeki Galata Köprüsü’nün üzerinde, Erdoğan’a teşekkür eden AKP’li ilçe belediyesinin tabelaları karşılıyordu sizi.

          Köprüyü geçip Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii ve Ayasofya’nın bulunduğu tarihi yarımadaya vardığınızda ise “cami” coşkusu artıyordu. Erdoğan’ı, 1453’te İstanbul’u fetheden Osmanlı padişahı II. Mehmet ile yan yana gösteren resimler süslüyordu duvarları… Osmanlı armalı bayrak satıcıları, fes ya da Sultan kaftanı giyenler, çoğunluğu başörtülü kadınlar, eşleri ve çocuklarıyla birlikte kafileler halinde sahilden Ayasofya’ya doğru yürüyordu.

          Rast im Schatten, bis die Schlangen kürzer werden: vor der Hagia Sophia, wenige Tage nach ihrer Umwandlung in eine Moschee
          Rast im Schatten, bis die Schlangen kürzer werden: vor der Hagia Sophia, wenige Tage nach ihrer Umwandlung in eine Moschee : Bild: Bülent Mumay

          İstanbul’un en ünlü turistik noktalarından biri olan Sultanahmet Meydanı’na vardığımda ise kalabalık daha da büyümüştü. Ayasofya Camii’ne girmek için erkek ve kadınlar için ayrı ayrı oluşturulan kuyruk yola kadar uzamıştı. İçeri girmek o kadar kolay değildi, iki güvenlik çemberini geçtikten sonra en az bir saat bekledikten sonra içeri girebiliyordunuz. 35 dereyece varan sıcakta güneşin altında beklemek istemeyenler, kuyruğun erimesi için ağaçların altında piknik yapıyordu. Daha önce sandaletli, şort-atletli yabancı turistlerin doldurduğu meydan bu kez başörtülü, çarşaflı kadınlarla doluydu. Panayıra dönüşmüştü ünlü meydan. Kestaneciler, haşlanmış mısır satıcıları, ünlü markaların korsan ürünlerini satan işportacılar; sadece ikindi ezanı okunduğunda susuyordu. Normalde yabancı turistlerin akın ettiği kafelerin, dondurmacıların önünde Ayasofya için akın eden Türkler vardı.

          Peki bu akın, siyaseten ne anlama geliyor? 18 yıldır iktidarda olan Erdoğan’ın Ayasofya’yı şimdi camiye dönüştürmesi nasıl bir etki yapacak? Bunun yanıtını vermek için uzun uzadıya siyasi analizler yapmaya gerek yok. Eskiden yabancı turistlere soğuk bira, şimdilerde ise “Ayasofya Camii” ziyaretçilerine çay-kahve servis eden kafenin sahibinin verdiği yanıt, yeterince gerçekçi görünüyor: “Burayı cami yapmak kimsenin karnını doyurmayacak. Cami oldu diye buraya gelenler birkaç gün sonra ayağını kesecek. Ülkeye döviz getiren turist zaten bir daha gelmez olacak. Ekonomi daha beter olacak…” Bu cümleleri adıyla yazıp yazamayacağımı sorunca, Türkiye’deki korku iklimini net bir şekilde ortaya koyan şu yanıtı verdi: “Aman abi, Reis’in gazabını üzerimize çekmeyelim…” (Almanyalı okurlar için küçük bir not:  “Reis” Erdoğan’a kendi seçmenlerinin koyduğu bir lakap.)

          Unweit der Hagia Sophia suchen die Ärmsten im Müll nach Nahrung.
          Unweit der Hagia Sophia suchen die Ärmsten im Müll nach Nahrung. : Bild: Bülent Mumay

          Kafe sahibinin sözlerini not olarak eve geri dönmek üzere Topkapı Sarayı’nın dibindeki Gülhane Parkı’ndan sahile doğru yürümeye başladım. Yüksek duvarların dibindeki çöp tenekesine eğilip yiyecek arayan genç kızı görünce, birkaç dakika önce dinlediğim analizin soğuk gerçekliğiyle yüzleştim. Bu tanıklığın sağlamasını yapmam da çok sürmedi… 100 metre kadar ileride, bir fast-food zincirinin çöpünü karıştıran genç bir kadın, kucağındaki çocuğuyla kendisi için artıklardan yiyecek arıyordu. İki erkek kardeş de, çöpten çıkardıkları ekmekle karınlarını doyurmaya çalışıyordu.

          Erdoğan’ın, yoksulluk çeken milyonlara -Marie Antoinette gibi- “Ekmek bulamıyorsanız, Ayasofya yiyin” demesi, oylarındaki erimeyi durdurabilir mi? Kuşkusuz muhafazakâr / merkez sağ seçmenlerin kalbini bir süreliğine kazanacak. Ancak Ayasofya’dan evlerine döndüklerinde açtıkları buzdolapları yine boş olacak.

          Weitere Themen

          Topmeldungen

          Französische Sicherheitskräfte nach dem Messerangriff vor dem früheren Redaktionsgebäude der Satirezeitschrift „Charlie Hebdo“ in Paris

          Regierung in Paris alarmiert : Von Islamisten unterwandert

          Der Islamismus breitet sich in der französischen Gesellschaft immer weiter aus und dominiert mittlerweile ganze Stadtviertel. Die Regierung in Paris will ihn mit schärferen Gesetzen zurückdrängen.
          Ein Schlauchboot, mit dem Migranten über den Ärmelkanal nach Großbritannien übergesetzt sind.

          London will abschrecken : Fähren für Asylbewerber?

          Immer mehr Migranten erreichen Großbritannien über den Ärmelkanal. Die Regierung will die Migration jetzt eindämmen. Auch die Einrichtung von Asylzentren auf Papua Neuguinea soll dafür im Gespräch gewesen sein.
          Spuren der Verwüstung: Ein Mann steht in einem zerstörten Mehrfamilienhaus in Tartar, Aserbaidschan.

          Rohstoffförderer Aserbaidschan : Der Krieg einer Öl-Macht

          Aserbaidschan liefert wichtige Rohstoffe nach Europa. Ein militärischer Konflikt mit Armenien könnte die Handelsbeziehungen nun gefährden. Die Türkei will das verhindern – aus eigenem Interesse.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.