https://www.faz.net/-iha-92lts

İstanbul’dan mektuplar : Bugünkü Türkiye’yi anlatan iki fotoğraf

  • -Aktualisiert am

Wenn auch keine Gesetzgebung mehr im Parlament stattfindet, so gibt es dort immerhin noch ihre jährliche Eröffnungszeremonie: Den Platz des Parlamentspräsidenten hat wie selbstverständlich Erdogan eingenommen. Bild: Picture-Alliance

Meclis’in yasama yetkisi, OHAL ile neredeyse tamamen Saray’a geçti. Yasalar yerine, tek imzayla çıkarılan kararnamelerle yönetiliyoruz artık. Meclis’in yasama yetkisi kalmasa da yasama yılının açılış töreni yapıldı. Ama bu törende ne alkole, ne de muhalefete yer vardı.

          Türkiye’nin uzaktan anlaşılması çok güç, karmaşık bir ülke gibi göründüğünün farkındayım. Türkiye’ye dair okuduğunuz sıradan haberler, sıklıkla “Böyle bir şey nasıl olur?” dedirtiyordur size eminim. En basit gelişmenin altından onlarca farklı katman çıkıyor. Ülkemizdeki gelişmeler, dünyanın hangi diline çevrilirse de onlarca soru işareti yaratıyor. Haberler, yorumlar analizler kafaları bazen daha da fazla karıştırıyor. Aslında Türkiye, uzaktan çok karmaşık görünen ama bazen aynı gün çekilen iki kare fotoğraf ile özetlenebilecek bir ülke. Gelin o karelere birlikte göz gezdirelim.

          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın
          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne

          İlk fotoğraf, geçen pazar günü Ankara’da çekildi. Her yıl bu tarihlerde parlamentomuzda “yasama yılı” açılış töreni düzenlenir. Geçen 15 Temmuz’daki darbe girişiminden bu yana meclisimizde pek bir yasama faaliyetinde bulunulmadı gerçi. Ülke Meclis’ten değil tamamen Saray’dan yönetiliyor çünkü. Her şey, Erdoğan’ın tek imzasıyla yasa haline gelen olağanüstü hal kanunu ile hayata geçiyor. Meclis’te yasamanın kendisi olmasa da, açılış töreni vardı.

          İşte bu yılki törenden hemen sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis Başkanı’nın odasında devletin zirvesini bir araya getirdi. Aslında Meclis Başkanı’na ait olan masanın arkasında, altın yaldızlı işlemelerle süslü makam koltuğunda elbette Erdoğan oturuyordu. Koltuğun esas sahibi, küçük bir sandalyeyle yanına ilişmişti. Masanın önündeki yine altın yaldızlı ama makam koltuğundan biraz daha alçak misafir koltuklarında ise Erdoğan’ın özlediği tablo oturuyordu. 

          Bülent Mumay

          Erdoğan’ın neredeyse tüm yetkilerini elinden aldığı Türkiye’nin son Başbakanı, karşısında Saray’ın her icraatını koşulsuz destekleyen aşırı milliyetçi parti MHP’nin lideri… Onların hemen yanındaki koltuklarda Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Başkanı en dipteki koltukta da 15 Temmuz’da rehin alınan Genelkurmay Başkanı. Koltuklara sığmayıp bu tabloyu ayakta izleyen çok sayıda bakan ve milletvekili… Erdoğan’ın keyifle izlediği bu tabloda muhalefete yer yoktu. Yani ülkenin neredeyse yarısına.. Ne ana muhalefet partisi CHP’nin lideri, ne de Kürtlerin partisi HDP’nin eş başkanlarından herhangi biri oturuyordu o altın yaldızlı koltuklarda.

          Ein Bild der Türkei heute: HDP-Abgeordnete vor dem Hunderte Kilometer von Ankara entfernten Gefängnis von Edirne, in den Händen die Fotos ihrer neun inhaftierten Kollegen, für die sehr viele Jahre Haft gefordert sind.

          Bu ilk fotoğraftaki eksiklerden birini, yine aynı gün çekilen bir başka fotoğrafta buluyorduk. Daha doğrusu fotoğrafın içindeki bir fotoğrafta… Biraz karmaşık oldu farkındayım, açmaya çalışayım.. Meclis Başkanı’nın odasında çekilen o karede, CHP Lideri Kılıçdaroğlu davetli olmadığı için yoktu. Ama davet edilse bile katılamayacak biri vardı: Cezaevinde tutuklu olan HDP’nin Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş. Kürt lider, kendisi gibi 8 milletvekiliyle birlikte tutuklu olduğu için Meclis’e gelemeyince, partisi yasama yılını cezaevinin önünde açmaya karar vermişti. Altın yaldızlı koltuklar yoktu elbette. HDP’li milletvekilleri, Ankara’dan yüzlerce kilometre uzaklıkta Edirne Cezaevi’nin önündeki beton zemindeydiler. Onlarca yıl hapisleri istenen 9 arkadaşlarının fotoğraflarını taşıyorlardı ellerinde. İşte bugünlerin Türkiyesi’nin özeti, aslında bu iki kareydi. 

          HDP’lilerin alternatif yasama yılı açılışı yaptığı dakikalarda, altın koltuklu ilk karenin sahibi Erdoğan, Ankara’da Meclis kürsüsündeydi. Açılışa gelmeyen HDP’liler elbette hedefindeydi: “Onların yeri Kandil, biliyorsunuz..” Kandil dediği yer, PKK’nın Kuzey Irak’taki kampıydı. Ülkenin Cumhurbaşkanı, liderleri, arkadaşları tutuklandığı için protestoda bulunan tüm milletvekillerini bir çırpıda terörist ilan etmişti. Yüzde 50’nin oylarıyla ülkenin yüzde yüzünün sahibi gibi davranan Erdoğan, parti devletinin lideriydi sanki. Tüm yetkilerini devraldığı Meclis’in, kalmayan yasamasının açılış töreninde ardı ardına mesajlar veriyordu. 

          İlk savunduğu şey, Meclis’i tamamen işlevsiz hale getiren Olağanüstü Hal Kanunu’ydu. Erdoğan’a göre “OHAL yetkilerinden pek azı kullanılıyor”du. Oysa darbecilerle mücadele için çıkarılan yasayla neler yapılmamıştı ki.. Üniversitelerin rektörlük seçimleri kaldırılmış, festivaller yasaklanmış, mali aflar çıkarılmış, kış lastiği bile OHAL yasasıyla zorunlu hale getirilmişti. Cumhurbaşkanı’na göre OHAL’den sadece “Terör örgütleri ve mensupları” zarar görmüştü. Ne darbe ile ne de darbecilerle ilgisi olan binlerce akademisyen, gazeteci, kamu çalışanı OHAL yüzünden işinden, özgürlüğünden olmuştu halbuki. Belli ki Erdoğan’a göre bunlar da teröristti.

          Erdoğan’ın bu konuşmasının ardından Meclis’te bir resepsiyon verildi. Alkolsüz ve muhalefetsiz resepsiyonda, kahkahalar havada uçuşuyordu. Erdoğan, ‘kardeş parti’ MHP’nin bir milletvekili ile sohbet ediyordu. MHP’li vekilin yakasındaki Türk bayrağı rozeti dikkatini çekmişti. “Senin rozet fosforlu benimkinden daha güzel” deyince, MHP’li vekil ile rozetlerini değiştirmeye karar verdiler. Meclis’tekiler bu tür oyunlarla şen şakrak kahkahalarla eğlenirken, tutuklu milletvekilleri hücrelerinde volta atıyorlardı.

          O vekillerden bir tanesi ise cezaevindeki hücresine yapılan tuhaf baskına şaşırmaya devam ediyordu. HDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın twitter hesabından paylaşımlar yapıldığını fark eden devletimiz hemen harekete geçerek hücresine baskın yapmıştı. Türkiye’nin en yüksek güvenlikli cezaevlerinden birinde, üstelik hükümetin açık hedefi olan bir siyasinin hücresinde cep telefonu arıyorlardı. Telefon bulamadılar doğal olarak. Gerisini, avukatları aracılığıyla Demirtaş’tan dinleyelim: 

          “Çay yapmak için su ısıtıcı vardı sadece, onunla da tweet atılamayacağına kanaat getirdiler.”

          Weitere Themen

          Erdoğan’ın uzun kolları: Sıra Türkçe konuşan yabancı medyaya mı geliyor?

          İstanbul’dan mektuplar : Erdoğan’ın uzun kolları: Sıra Türkçe konuşan yabancı medyaya mı geliyor?

          “Yerli ve milli” basını prangaya almak ters tepti. Emirle tıpkı basım manşetler atan medyayı kimse izlemiyor artık. Gerçekler, Türkçe yayın yapan yabancı medya üzerinden halka ulaşınca, SETA devreye sokuldu. Fişleme raporları ya savcılara “hazır” bir iddianame olacak ya da vandallar için saldırılacak gazeteciler listesi olarak iş görecek.

          Russischer Ort streitet über Stalin-Statue Video-Seite öffnen

          Aufstellen oder nicht? : Russischer Ort streitet über Stalin-Statue

          Seitdem in der russischen Ortschaft Kusa eine alte Stalin-Statue in einem Teich entdeckt wurde, spaltet sie das Städtchen. Soll sie am alten Ort wieder aufgestellt werden, wie das der kommunistische Aktivist Stanislaw Stafejew fordert? Oder sollte sie lieber ins Museum?

          Erdoğan sandıktan gereken dersi aldı mı?

          İstanbul’dan mektuplar : Erdoğan sandıktan gereken dersi aldı mı?

          23 Haziran hezimeti, bir siyasi partinin 25 yıldır yönettiği bir kenti kaybetmesinden ibaret değil. Erdoğan’ın kişisel olarak kaybetmeye başlamasının da miladı. Ama daha önemlisi; 23 Haziran, bir siyasetçinin peş peşe yaptığı hatalarla rakibini kendi koltuğuna hazırlamaya başladığı tarih ...

          Topmeldungen

          „Mensch Merkel“ im ZDF : Die rätselhafte Kanzlerin

          Verzicht auf Antworten, wo man keine geben kann: Anlässlich ihres 65. Geburtstages zeigt das ZDF ein Porträt über Angela Merkel: „Mensch Merkel! – Widersprüche einer Kanzlerin“ fragt, ob jemand die Bundeskanzlerin wirklich kennt.
          Vor der Zentrale von Öko-Test.

          Durchsuchung in Frankfurt : Untreue-Verdacht bei Öko-Test

          Die Staatsanwaltschaft Frankfurt ermittelt bei der Öko-Test Holding AG. Es geht um den Verdacht der Untreue. Die Aktivitäten der Zeitschrift „Öko-Test“ seien nicht von der Ermittlung betroffen.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.