https://www.faz.net/-iha-9s8w0

İstanbul’dan mektuplar : ‘Barış Pınarı’ niye şimdi akmaya başladı?

  • -Aktualisiert am

Ein Mann schwenkt eine türkische Nationalflagge und feiert die Übernahme einer syrischen Provinz durch das türkische Militär. Bild: dpa

Türkiye, Suriye’nin kuzeyini IŞİD tehlikesinden kurtaran Kürt güçlerine yönelik bir operasyonu neden simdi başlattı? Operasyonun zamanlaması, gerçek gerekçeyi de ortaya koyuyor.

          4 Min.

          Eğer binlerce kilometre uzaklıktaki bir Alman gazetesine “İstanbul’dan Mektuplar” yazıyorsanız, yaşadığınız ülkeye dair keyifli şeyler aktarmanız pek kolay değil. Dünyanın en güzel ama son yıllarda en kaotik coğrafyalarından birine dönüşen Türkiye’den “soft” meseleler anlatmayı ben de çok istiyorum. Hatta şimdi okumaya başladığınız mektupta, Türkçe’de söylediğimiz gibi “havadan sudan” meselelerden söz etmeye niyetliydim. Ancak Ankara’dakiler buna izin vermedi. Ben havadan sudan konuları yazmaya hazırlanırken, gündemin ortasına çok daha kanlı bir madde oturdu. Türkiye’nin “Barış Pınarı” adını verdiği operasyon başladı.

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Erdoğan, Kürtlerin denetimindeki Suriye’nin kuzeyini “Barış Pınarı” ile neden sulamak istedi? Ankara, bu operasyondan sadece 5 yıl önce; IŞİD’e karşı savaşan aynı Kürtlere destek için sınırlarını açmamış mıydı? Kuzey Suriye’yi İslamcı canavarlardan temizleyen PYD’nin, AB ve ABD dahil neredeyse tüm dünyanın terör örgütü saydığı PKK ile organik bağı yeni de değil üstelik… Ankara, son dönemde “terör örgütü” ilan ettiği PDY’nin yöneticisi Salih Müslim’i de uzun yıllar Ankara’da ağırlamamış mıydı? Ne oldu da aniden “Barış Pınar”ı akmaya başladı? Sorular çok ve karmaşık gelebilir. Yanıtları ise tahmin ettiğinizden daha net…

          Erdoğan’ın Suriye’deki Kürt güçlerine savaş açmasının… Pardon, ben “savaş” mı dedim? Hemen düzeltiyorum. Savaş falan değil, “operasyon.” Daha birkaç gün önce İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “savaş” sözcüğünü ağzına alanları “hain” ilan etmişti. Durup dururken “vatana ihanet”ten yargılanmayalım. Savaş kadar tehlikeli bir sözcük daha var yalnız: “Barış.” Ama en tehlikelisi, “işgal”den söz etmek. Türkiye’de bu sözcüğü sosyal medyada kullanan 121 kişi gözaltına alındı. Ama Avrupalıları, gözaltına alınma riskinden daha çok endişelendirecek tehdit Erdoğan’dan geldi: “Operasyonumuzu işgal hareketi diye nitelendirmeye çalışırsanız işimiz kolay. Kapıları açar, 3,6 milyon mülteciyi sizlere göndeririz…”

          Bülent Mumay

          Neyse biz “operasyon” ile devam edelim… Türkiye, Suriye’nin kuzeyini IŞİD tehlikesinden kurtaran Kürt güçlerine yönelik bir operasyonu neden başlattı? Suriye’nin kuzeyinde oluşan özerk bir Kürt yönetiminin, bu bölgeye komşu olan Türkiye’deki Kürtlere örnek olmasından mı endişe edildi? Irak’ın kuzeyinde uzun süredir özerk yönetimi olan Kürtlerin, PYD ile birleşerek Akdeniz’e doğru bir Kürt koridoru açması mıydı Ankara’yı korkutan? Sorun, ABD’nin olası İran operasyonuna hazırlık için bölgede kendisine yeni müttefik yaratması mıydı yoksa? Buna benzer onlarca sebep sıralanabilir. Bu endişelerin hiçbiri yeni değil, peki Ankara neden şimdi düğmeye bastı?

          Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyine girme kararının arkasında iki “iflas” yatıyor. Daha doğrusu bu iflaslardan kaynaklanan iki zorunluluk… Birincisi diplomatik… Erdoğan, ABD’nin “Büyük Ortadoğu Projesi”ne, Neo-Osmanlı hayallerini gerçeğe dönüştürmek için ortak oldu. “Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanıyım” diye övünen Erdoğan, daha düne kadar “Kardeşim” diye hitap ettiği Esad’ı devirmek için ABD ile işbirliği yaptı. Sınır komşumuzu karıştırmak için “muhalif” gruplara silah da gönderdik, Esad’ın ordusu ile girdikleri çatışmada yaralananları tedavi de ettik. Daha geçen hafta, eğitip silahlandırdığımız İslamcı grupları “Suriye Milli Ordusu” adıyla cepheye sürdük. “Müslüman Kardeşler”in büyük abisi olma hayali, Suriye’nin kuzeyindeki topraklara gömüldü. Hem IŞİD canavarları hem de Ankara’nın desteklediği İslamcı gruplar, Suriyeli Kürtler tarafından alt edildi. Türkiye’de Kürtlerle barış süreci de sonlandırılınca, özerkliğe kavuşan Suriyeli Kürtler ABD’nin doğal müttefikine dönüştü. Türkiye’nin de düşmanına…

          Weitere Themen

          Topmeldungen

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.