https://www.faz.net/-iha-9nw3l

İstanbul’dan mektuplar : 17 yıl sonra adaleti hatırlamak!

  • -Aktualisiert am

Der türkische Präsident bei einem Treffen mit Justizbeschäftigten am 30. Mai in Ankara Bild: Turkish Presidency / Murat Cetinmuhurdar / Handout / Anadolu Agency

Kutuplaşma ters tepti, “yerli oto” gibi projeler fos çıktı. Seçimlerden önce memleketin dört bir yanından “petrol fışkırdı” haberleri de işe yaramıyor. 23 Haziran öncesinde elinde barut kalmayan AKP, şimdilerde kendi elleriyle yok ettiği “Adalet”e sarıldı.

          Türkiye nefesini tutmuş, 23 Haziran’ı bekliyor. AKP'nin kaybedince tekrarlattığı İstanbul seçimlerine kilitlendik hepimiz. Erdoğan’ın 31 Mart’ta yapılan seçimlerde İstanbul’u 25 yıl sonra kaybetmesinin en önemli sebebi, kuşkusuz ülkeyi sürüklediği ekonomik krizdi. Seçimlerin yenileneceği 23 Haziran’a kadar ekonomideki tabloyu değiştirmesi pek mümkün görünmüyor. Erdoğan’ın kendisine küsen seçmenleri yanına çekmek için attığı ekonomiye ilişkin yaptığı hamlelerin hiçbiri de ikna edici değil. Krizi “dış güçler”e yükledi önce, ekmeği küçülenler kulak asmadı. Ekonomiyi teslim ettiği damadı Berat Albayrak, 10 aylık görevindeki 8. ekonomik paketi açıkladı, ne piyasa ne vatandaş ciddiye aldı.

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Paketler kesmeyince, her seçimden önce olduğu gibi, seçmenlerin gözünü boyayacak “müjde”ler devreye girdi. Tesadüf bu ya, -daha önceki seçimlerde olduğu gibi- sandığa gitmemize haftalar kala Türkiye’nin dört bir yanında “petrol ve doğalgaz” yatakları bulundu aniden. Erdoğan’ın en büyük hülyalarından biri olan “yerli ve milli” otomobilin de seneye yollarda olacağı açıklandı. Hani fabrikası bir tarafa, çizimleri bile yokken piyasada… Bu propaganda “müjde”leri de, seçmen tarafından daha önce “satın alındığı” için mizah malzemesinden öteye geçemedi.

          Bülent Mumay

          Hayaller komikti ama yaşadıklarımız oldukça gerçek ve oldukça acıtıcı. Erdoğan’ın İstanbul seçimlerini iptal ettirmesi nedeniyle Türk Lirası’nda yaşanan kayıp, Türkiye’nin milli gelirini 81 milyar dolar azalttı. Kişi başına düşen gelir, son 10 yılın en düşük seviyesine ulaştı. Geliri azalan vatandaşlar tüketimi kısmak zorunda kaldı. Tüketicilerin Türkiye ekonomisine güven endeksi, son 15 yılın en düşük seviyesinde. Ekonomi iki çeyrektir üst üste küçülüyor, işsizlik rakamları tehlikeli boyutlara ulaştı. Saray’ın fahiş harcamaları ve seçim rüşvetleri nedeniyle bütçesi eriyen devlet, vatandaşın özel emeklilik fonlarına göz dikti! Maliye, milyonlarca insanın özel emeklilik paralarının toplandığı fonlardan milyarlarca lira borçlandı. Elbette vatandaşa sormadan...

          Yolsuzluklar aldı başını gidiyor. AKP’nin kurduğu ‘saadet zinciri’ne yargı dahil kimse dokunmuyor. Zincirin halkalarının nereye vardığı bilindiği için de herkes 3 maymunu oynuyor. Biliyorum tuhaf gelecek, inanmayacaksınız belki ama geçen hafta Türkiye’de tarihin en tuhaf hırsızlıklarından biri yaşandı. Her türlü, yolsuzluğa, hırsızlığa alışmıştık ama böylesine biz bile şaşırdık. Marmara Bölgesi’neki bir devlet hastanesinin morgun çalındığı ortaya çıktı! 1,5 tonluk morgu parçalar halinde hurdacıya satan kişinin hastane müdürü Ömer Y.. olduğu belirlendi.

          AKP'ye İstanbul seçimlerini kaybettiren şey yukarıdaki çarpıklıklar. Düne kadar ideolojik gerekçelerle mevcut “düzen"i sorgulamayanlar, krizle boğuşurken seslerini daha fazla yükseltmeye başladı. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da bir cami açılışı yapan Erdoğan’ın yanına gelen başörtülü bir kadın, şöyle isyan etti: “İki üniversite bitirdim, iş bulamıyorum…” Erdoğan’ın ilk sorusu şu oldu: “Kocan ne yapıyor?” Eşinin çalıştığını söyleyen kadın, Erdoğan’dan şu yanıtı aldı: “Gördün mü?” Krizde ekmeğinden olanlara, eşlerinin çalıştığı için şükretmesini salık veriyor Erdoğan. “İtibardan tasarruf olmaz” diyerek saraylar yaptıran, yüzlerce milyon dolarlık uçaklara binen Erdoğan, kendisine oy vermeyen seçmenleri ise nankörlükle suçluyor. Oylarının düşme sebeplerinin konuşulduğu bir toplantıda, milletvekillerine şöyle dert yandı: “Karınlarını doyuruyoruz, yine de oy vermiyorlar!”

          Ekmeği küçülenler, Saray'ın “karın doyurmayan” bu açıklamalarına da burun kıvırınca, yeni bir kart devreye sokuldu. Ekonomiyi düzeltemeyen Erdoğan, karınlarını doyuramadığı kitlelere “adalet” vaat etmeye başladı. Türkiye’yi 17 yıldır yönetenler, İstanbul seçimlerine birkaç hafta kala bu kez “adalet”i hatırladı. 30 Mayıs Perşembe günü Saray’a hakim-savcıları ve kameraları çağıran Erdoğan, yargıda reform vaat etti. En ufak bir eleştiride bulunanı teröre destek suçlamasıyla hapse tıkan; yüzlerce akademisyeni, binlerce kamu çalışananı bir gecede kapı önüne koyanlar, reform yapmaktan söz etmeye başlamıştı.

          Weitere Themen

          Topmeldungen

          Rechtsextreme Netzwerke : Wie stoppt man den Hass?

          Rechtsextreme Netzwerke stiften im Internet immer wieder zu blutigen Taten an. In einer neuen Studie untersuchen Physiker die Dynamiken des Hasses – und entwickeln vier Strategien dagegen.
          Justin Trudeau im September in Truro

          Wahlkampf in Kanada : Der Politik-Star stellt sich den Wählern

          Ende Oktober wird in Kanada gewählt. Premierminister Justin Trudeau, der seiner liberalen Partei vor vier Jahren einen Rekordsieg einbrachte, führt einen Wahlkampf mit Startschwierigkeiten.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.