https://www.faz.net/-iha-9yb7w

İstanbul’dan mektuplar : Korona affı: Hırsızlara özgürlük, gazetecilere hapis!

  • -Aktualisiert am

Am Dienstag in Istanbul Bild: EPA

Türkiye’nin Koronavirüs ile imtihanı, AKP’nin 18 yıllık iktidarının özeti gibi: Muhaletin hesabını dondur, kendi IBAN’ını açıkla. Eleştirenleri tutukla, gökkuşağı çizmeyi bile yasakla…

          5 Min.

          Türkiye’deki her seçim döneminde, başta Almanya olmak üzere Avrupa kamuoyunda sıklıkla şu soru sorulur: “Erdoğan nasıl olur da Avrupa’daki Türklerden bu kadar çok oy alıyor?” Gerçekten de AKP, Avrupa’da Türkiye’dekinden çok daha ezici bir oy oranına sahip… Bu sorunun yanıtı; AKP’nin Türkiye’de türlü sıkıntıları çözememesine, yenilerini yaratmasına rağmen neden hâlâ en yüksek oyu aldığını da açıklıyor: Türlü sebeplerle gerek Türkiye’de gerekse Almanya’da merkezin dışına itilenlere, makyajlı hizmet ve demeçlerle bir tür “Godfather”lık yapmak. Gururlarını okşayacak şekilde sahiplendiği kitleleri, milliyetçilik ve dincilikle bulanmış bir kimliğin etrafında toplamak… Tıpkı Trump’un “Make America Great Again” (Amerikayı Yeniden Harika Yap) sloganı gibi güçlü ve büyük bir Türkiye iddiasında bulunmak… Elbette hayali düşmanlar yaratarak, aykırı sesleri de baskıyla sindirerek… Erdoğan işte bu politikayla ekmeğini büyütemediği, hatta her geçen gün yoksullaştırdığı kitleleri; bu “Büyük Türkiye” hülyası ve yarattığı kimlik ile çevresinde tutmaya devam ediyor.

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Koronavirüs salgını, dünyanın birçok popülist rejiminde olduğu gibi ülkeyi yönetenlerin yarattıkları bu sanal gurur tablosunda önemli bir hasara yol açtı. Tıpkı Trump’ın küçümsediği şekilde karşıladık biz de salgını… Uçaktan inenlerin yüzüne ateş ölçer tutmak dışında, hiçbir ciddi adım atmadık martın ortasına kadar. İlk vakalar ortaya çıkınca, Erdoğan virüsü “Sabır ve dua” ile yeneceğimizi söyledi. “Godfather” olarak halkın gururunu okşayacak demeçleri de eksik bırakmadı: “Hiçbir virüs bizim birliğimizden daha büyük değildir.”

          Bülent Mumay
          Bülent Mumay : Bild: privat

          Ama virüs, bizden de dünyadan da büyük çıktı. Virüse yakalananlar da, can kayıpları da geometrik olarak artmaya başladı. Zamanında doğru dürüst önlemler alınmayınca, salgının yayılma hızı İtalya’yı bile solladı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bilançoyu açıklamak için yaptığı günlük basın toplantılarından birinde, şu itirafı yapmak zorunda kaldı: “Virüsün bu kadar hızlı yayıldığını bilmiyorduk.” Oysa, Çin ve İtalya örnekleri ortadaydı. Hükümet, felaketin yaklaşmasına rağmen genel karantina ilan etmemekte direniyordu.

          Halka sadece #EvdeKal çağrıları yapılıyordu. Ama çalışanların evde kalma şansı yoktu. Genel karantina ilan edilmediği için ekonomiyi ayakta tutan tüm sektörler çalışmaya, üretmeye devam ediyordu. Türkiye’de her geçen gün sayıları artan işsizler ve dezavantajlı diğer grupların ekonomik sıkıntıları ise salgının getirdiği durgunlukla daha da büyüyordu. Hükümetin geniş toplumsal kesimlere ekonomik yardımda bulunmaması üzerine ana muhalefet partisi CHP’ye üye belediye başkanları seferber oldu. Ankara ve İstanbul belediyeleri, yardım kampanyası başlatarak yoksullara gıda yardımında bulunmaya başladı. Saray, kendisinden rol çaldığını düşündüğü belediyeleri cezalandırmakta gecikmedi. CHP’li belediyelerin açtığı yardım kampanyaları durduruldu, vatandaşların bu kampanya hesaplarına yatırdıkları bağışlara el kondu.

          Erdoğan, bu karardan 24 saat sonra yaptığı “Ulusa Sesleniş” konuşmasında ne yaptı dersiniz? Hayır hayır, işini kaybedenlere, virüs nedeniyle dükkanlarını kapatmak zorunda kalanlara bir müjde vermedi. Muhalefetin yönettiği belediyelerin kampanyalarını durduran Erdoğan, kendi açtığı yardım kampanyasının IBAN numarasını paylaştı. Erdoğan’ın başında olduğu “Büyük Devlet” -halkına nakit para yardımında bulunan diğer ülkelerin aksine- yoksullukla pençeleşen halktan para yardımı istedi. Her gün vatandaşlara SMS göndererek, “Biz Bize Yeteriz” kampanyasına bağışta bulunmaları isteniyor.

          Daha düne kadar “IMF’ye borç verecek kadar zenginiz” propagandası yapıyor, bir ay önce “Mültecilere 40 milyar dolar harcadık, gerekirse bir 40 daha harcarız” diyordu Erdoğan… Devletin kasası bomboş olduğu için üretimi durduramayan, genel karantina ilan etmeyen Erdoğan, çaresizce “Herkes kendi OHAL’ini ilan etsin” diyip duruyor. Dünyanın dörtbir tarafına 493 milyon dolarlık camiler yaptıran bir Türkiye’nin, salgını frenlemek için ekonominin fişini çekecek, bu süreçte halkın giderlerini sübvanse edecek bir parası kalmadı çünkü. Bu tablo karşısında AKP’li seçmenler bile umudu Batı’da arıyor. Yapılan bir ankete göre, AKP’li seçmenler “Türkiye dışında nerede yaşamak istersiniz?” sorusuna yüzde 43 ile ilk olarak “Almanya” cevabını veriyor. Hani “reis”leri Erdoğan’ın yerden yere vurduğu Almanya’ya taşınmak istiyorlar. İkinci sırada ABD, 3. sırada ise Norveç var.

          Weitere Themen

          Topmeldungen

          Innen nur 2-G: Und trotzdem bleibt, auch in diesem Braunschweiger Gasthaus, die Ansteckungsgefahr relativ groß.

          Vorschlag von Forschern : Acht Parameter gegen Corona

          Trotz 2-G-Regeln bleibt die Gefahr für eine Corona-Ansteckung in Innenräumen groß. Wissenschaftler um den Virologen Hendrik Streeck haben eine Checkliste entworfen, wie sich die Gefahr etwa in Restaurants verringern lässt.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.