https://www.faz.net/-iha-9ethf

İstanbul’dan mektuplar : Kriz “psikolojik”, intihar gerçek!

  • -Aktualisiert am

Die Silhouette des Herrschers: Recep Tayyip Erdogan Ende Juni 2016 in Kocaeli, der Stadt, in der sich Ismail Devrim kürzlich das Leben genommen hat, weil er die Schuluniform für seinen Sohn nicht bezahlen konnte. Bild: Picture-Alliance

Türkiye’de ölüm kadar soğuk bir gerçeklik var: Ekonomik kriz. Yapılan anketlerde halkın yüzde 82’si bir krizin varlığından söz ediyor. Ama ülkeyi yönetenlere göre hem krizin kendisi, hem de bir babanın parasızlıktan intiharı tamamen “psikolojik.”

          4 Min.

          Düşünce özgürlüğü konusunda Türkiye’nin siciline dair bir şey söylememe gerek yok sanırım. Ama şu ek bilgiye ihtiyacınız olabilir: Yargıçların peşinize düşmesi için ille de kendi düşüncenizi paylaşmanız gerekmiyor. Başkalarının düşünceleri yüzünden kendinizi mahkeme salonunda bulabiliyorsunuz. Yüzyıllar önce yaşayan düşünürlerin cümlelerini kullanmak bile suç unsuru sayılabiliyor buralarda. 19. yüzyılda yaşayan Rus anarşist düşünür Bakunin’in “Hukuk, iktidarların fahişesidir” sözünü paylaşan Türkiyeli gazeteci Murat Güreş hakkında geçen sene soruşturma açılmıştı. Güreş’e isnat edilen suç, dava kadar fantastikti: “Türklüğü aşağılamak…”

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Meslektaşımın başını derde sokan alıntıyı tekrarlamak biraz riskli. Ama Türkiye’de son dönemde yaşananları doğru biçimde anlatabilmek için, aynı “suç”u işlemeyi göze almam gerekiyor benim de. Türkiye, kendisi gibi düşünmeyenleri susturmak ve iktidarlarını mutlak hale getirmek isteyenlerin oyuncağı artık. İçinde adalet barındırmayan bir hukuk, iktidara “hizmet” etmekten başka bir şey yapmıyor. Sadece son bir hafta içinde yaşadıklarımız, bu konudaki karamsarlığı katmerli hale getirdi.

          “Hayatın Sesi”, 15 Temmuz darbe girişimiyle hiçbir ilgisi olmamasına rağmen devletin kapısına kilit vurduğu haber kanallarından biriydi. Televizyonun kapatılması, devlete yetmemişti anlaşılan. Açık kaldığı dönemdeki yayınlarından dolayı kanalın sahipleri yaklaşık 4’er yıl hapis cezasına çarptırıldı. TV kanalı, hem IŞİD hem de PKK propagandası yapmakla suçlandı. Anlayacağınız, birbirine savaş açmış iki örgütün birden propagandasını yapmaktan hüküm giydi televizyon sahipleri!

          Bülent Mumay
          Bülent Mumay : Bild: privat

          Eskiden de yargımız, basın özgürlüğü konusunda pek hoşgörülü değildi. Ama Saray rejiminde basın savcıları, Bakunin’i haklı çıkarmak için çırpınıyor adeta. Muhalefet çağrışımı yapan hiçbir içeriğe göz açtırmıyorlar. Yargı kadroları da, böyle davranacak isimlerden oluşturuluyor. 2017’de yapılan referandumdan “Evet” çıkınca, yargının bağımsızlığı bu topraklarda tarihe karışmıştı zaten. Yargının neredeyse tamamı, artık Erdoğan’ın tek imzasıyla şekilleniyor. Geçen hafta yapılan bir atamayı anlatayım, tam olarak yargımızın ne kadar bağımsız olduğuna siz karar verin.

          Türkiye’de yargıçların giydikleri cübbelerin önünde düğme yoktur. Yine de Erdoğan’ı görünce ayağa kalkarak cübbesini iliklemeye çalışan bir Danıştay Başkanımız var. Ülkenin en yüksek yargı organlarından birinin başındaki Zerrin Güngör’ün hukuk bitiren kızı, 6 ay kadar önce okulunu bitirir bitirmez Yargıtay’a atanmıştı! Belli ki bu yetmemiş, Erdoğan’ın tek imzasıyla geçen hafta Saray’ın Hukuk Hizmetleri Daire Başkanı oldu! Memlekette, dolardan daha hızlı yükselen tek bir şey var. Danıştay Başkanı’nın kızı Gonca hanımın kariyeri! Bu arada küçük bir not… Danıştay, Türkiye’de idarenin kararlarını denetlemekle yükümlü. Yani Erdoğan’ın kararlarına karşı açılacak davalara bu mahkeme bakıyor. Saray’a karşı açılacak bir davada Gonca Hanım savunma yapacak; annesi ise davayı objektif bir şekilde karara bağlayacak! Şaşırmayacağınız bir ek bilgiyle bitirelim bu bölümü: Danıştay Başkanı’nın damadı, yani kariyeri hızlı Gonca Hanım’ın eşi de, Saray’ı inşa eden firma tarafından işe alındı.

          Weitere Themen

          Drei deutsche Kurstädte ausgezeichnet Video-Seite öffnen

          Unesco-Welterbe : Drei deutsche Kurstädte ausgezeichnet

          Die deutschen Kurstädte Baden-Baden, Bad Ems und Bad Kissingen sind in die Liste des Unesco-Welterbes aufgenommen worden – neben Kurstädten in weiteren Ländern Europas. Auch die Künstlerkolonie Mathildenhöhe in Darmstadt schaffte es neu auf die Liste.

          Topmeldungen

          Der Finanzminister nutzt die Bühnen, die sich ihm bieten: Anfang Juli posierte Olaf Scholz vor dem Kapitol in ­Washington.

          Kanzlerkandidat Scholz : Der Mann mit dem Geld

          Schon viele Finanzminister wollten Kanzler werden. Geklappt hat es erst einmal. Ganz abwegig erscheint es nicht mehr, dass Olaf Scholz es schaffen könnte.
          Raus mit dem giftigen Schlamm: In diesem Hotel in Altenahr packen Freiwillige vom Helfer-Shuttle und Bundeswehrsoldaten gemeinsam an.

          Als Helfer im Flutgebiet : Wer hier war, findet keine Ruhe mehr

          Keller trocken legen, Müll wegschaffen und immer dieser Schlamm: Anstatt in den Urlaub zu fahren, ist unser Autor ins Ahrtal gereist. Freiwillige Helfer werden dort nach wie vor gebraucht. Aber es gibt auch Spannungen – mit der Polizei.
          Knöllchen werden in Innenstädten deutlich teurer.

          Hanks Welt : Knöllchen dürfen wehtun, nicht aber arm machen

          Der neue Bußgeldkatalog wird Falschparkern das Leben künftig zur Geldbeutel-Hölle machen. In den Städten wird es jetzt nämlich richtig teuer. Doch was sollte ein Knöllchen überhaupt kosten?

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.