https://www.faz.net/aktuell/feuilleton/brief-aus-istanbul/i-stanbul-dan-mektuplar/islamofasizmin-yeni-hedefi-tuerkiye-nin-sezen-i-17759294.html

İstanbul’dan mektuplar : İslamofaşizmin yeni hedefi: Türkiye’nin Sezen’i

  • -Aktualisiert am

Der Präsident hetzt gegen sie: Sezen Aksu. Bild: picture-alliance/ dpa/dpaweb

İktidara geldiği 2002’den itibaren “Müslüman demokrat” rolü oynayan AKP, gücünün zirvesine çıktıkça demokrasiyi kenara park etti. 2010’daki Gülencilerin desteğiyle yaptığı anayasa değişikliğinin ardından “Müslüman” AKP’nin “demokratlığa” ihtiyacı kalmadı. Böylece varılan İslamofaşizm durağının son hedefe Sezen Aksu oldu.

          4 Min.

          “Dindar nesil yetiştireceğiz” şiarıyla yola çıkan bir iktidar, bir toplumu ateizme sürükleyebilir mi? Anaokulundan itibaren eğitimi dinselleştiren, devlet kadrolarını tarikat ve cemaatlere teslim eden, İslam’ın haram kıldığı içkinin tüketilmesini önlemek için fahiş vergiler koyan bir iktidar, halkını dinden soğutabilir mi? TV ekranlarında ayaklı su kadehlerinin bile buzlandığı, billboardlarda mayo reklamının yapılamadığı bir ülke, nasıl olur da daha az dindar hale gelir? Newton’un etki-tepki yasası gibi; AKP’nin yukarıda sıraladığım politikaları, “dindar nesil” yetiştirme iddiasının tam tersi bir sonuca yol açtı. Araştırma şirketi KONDA’nın her yıl tekrarladığı araştırmaya göre, Erdoğan rejimi halkı daha dindar yapmak bir tarafa adım adım dinsizliğe taşıdı. 2011’de içinde yüzde 2 olan inançsız/ateist oranı, 2021’de yüzde 7’ye yükseldi.

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Herhangi bir Batı toplumu için yüzde 7 önemli bir oran olmayabilir. Ancak “Yüzde 99’ü Müslüman” olmakla övünülen bir ülkede yüzde 7, tahmin ettiğinizden önemli. Bu ivmenin son 10 yılda yükselmesi de tesadüf değil. İktidara geldiği 2002’den itibaren “Müslüman demokrat” rolü oynayan AKP, gücünün zirvesine çıktıkça demokrasiyi kenara park etmeye; İslamcı-otokratik adımlarını atmaya başladı. 2010’daki anayasa değişikliğinin ardından “Müslüman” AKP’nin “demokratlığa” ihtiyacı kalmadı. Bundan sonra atılan adımlar, sadece Türkiye’yi demokrasiden değil; dindar olmaları beklenen gençleri de İslam’dan uzaklaştırdı. Bunu sadece anketler ya da Erdoğan muhalifleri söylemiyor. Gençlerin dinden soğuması, İslamcı yazarları da endişelendiriyor. Erdoğan destekçisi yazarlardan Yusuf Kaplan, “Bu bir çığlıktır, sesimi duyan var mı?” diye bitirdiği yazısında şu satırlara yer verdi: "Türkler de Kürtler de, İslâm’ı terk ediyorlar hızla; deizm, ateizm çıkmaz sokağına sürükleniyorlar güle oynaya!”

          Bülent Mumay
          Bülent Mumay : Bild: privat

          İslamcı olmaları beklenen gençlerin isyan çığlıklarından en acı olanı, Türkiye’nin doğusundaki bir kentten yükseldi. Enes Kara adlı bir tıp fakültesi öğrencisi, ailesinin zoruyla kaldığı bir cemaat evinde hayatına son verdi. 20 yaşındaki gencin, canına kıymadan önce sosyal medyada paylaştığı videoda anlattıkları, bin tane anketten fazlasını gösteriyordu: “Ben 11. sınıftan beri Müslüman değilim. Ailemse Türkiye’nin en yobaz ailelerinden biri. Şu an onların zoruyla cemaat yurdunda kalıyorum. Lisede ve ortaokulda yine böyle medreselere sıkça geliyordum, bazı tatillerde yatılı kalıyordum. O zamanlar da istemiyordum ama ailem zorluyordu. Burada vakit namazları zorunlu. Buradaki kitapları okuman, cemaat derslerine katılman zorunlu. Bu şekilde yaşamaya katlanamıyorum. (…) Herhangi bir motivasyon ya da yaşama sevincim de kalmadı artık.”

          Normal bir ülkede, böyle bir acının yeniden yaşanmaması için çaba harcanır, gençleri ölüme sürükleyen bu karanlıkla mücadele edilirdi. Elbette normal bir ülke değil Türkiye. Sorunu ortadan kaldırmak yerine, sorunu ortaya çıkaranlar cezalandırıldı. Enes Kara’nın intiharını haberleştiren yerel gazete çalışanı kovuldu. Ardından İçişleri Bakanlığı, ulusal medyaya yansıyan haberlere sansür kararı aldırdı. Tuhaf bir adalet anlayışı var Saray rejiminin. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle “Geçinemiyoruz, zamlar geri alınsın” diye pankart asıyorsunuz, yaklaşık 1200 Euro’luk para cezasına çarptırılıyorsunuz. Geçinemediğinizi söylediğiniz için daha da yoksullaşıyorsunuz. Ama devletimiz bu parayı ödeyememe ihtimalinizi de düşündü. Bu yılın bütçesine göre 36 yeni cezaevi yapmak için yaklaşık 130 milyon Euro ayırdı. Hani cezayı ödeyemezseniz, rahat rahat konaklayın diye…

          Weitere Themen

          Sıcak para Erdoğan’a seçim kazandırabilir mi?

          İstanbul’dan mektuplar : Sıcak para Erdoğan’a seçim kazandırabilir mi?

          AKP’nin 20 yıllık iktidarındaki en büyük fiyaskolar, diplomasi ve ekonomi alanında yaşanıyor. Erdoğan her iki alandaki tıkanmayı aşabilmek için dış politikada arka arkaya U dönüşleri yapıyor, Ortadoğu sermayesini çekmeye çalışıyor. Peki bu hamleler Haziran 2023’te sonucu değiştirebilir mi?

          Topmeldungen

          Wacker-Chemie-Werk in Nünchritz

          Wacker-Chemie-Chef Hartel : „Wir jammern zu viel in Europa“

          Die hohen Gaspreise seien weiter „absolut herausfordernd“, sagt der Vorstandsvorsitzende des Münchner Spezialchemiekonzerns. Die Abkehr von fossilen Energien böte gleichzeitig große Chancen.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Sie können bis zu 5 Newsletter gleichzeitig auswählen Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.