https://www.faz.net/-iha-a47nm

İstanbul’dan mektuplar : Helikopter: Kimini ölüme, kimini balayına götürüyor

  • -Aktualisiert am

Black-Hawk-Hubschrauber der dem Innenministerium unterstellten Generalkommandantur der Gendarmerie bei einem Technologie-Festival in Istanbul im September 2019 Bild: Picture-Alliance

Saray’ın HDP’ye yönelik operasyonunun hedefi çok açık. Bu operasyonu, özel helikopterle balayına giden savcının başlatmış olması da tesadüf değil. Hem de askeri helikopterden atılan birinin can verdiği hafta...

          4 Min.

          İşkence ve kötü muamelenin Türkiye’deki seyri, bir kalp elektrosunun ekran görüntüsünden farksızdır. Neredeyse tüm iktidarların reddettiği işkence; yatay ve istikrarlı bir grafik çizer. Kriz zamanlarında ise kalp elektrosu tavan yapar. Özellikle askeri darbeler, terörle mücadele operasyonlarının yoğunlaştığı dönemlerde işkence vakaları zirveye ulaşır. Türkiye bugünlerde bir askeri cunta tarafından yönetiliyor olmamasına ve PKK ile çatışmaların geçmişe oranla oldukça düşük seyretmesine rağmen, işkence ve kötü muamele örneklerinde ciddi bir artış var. Özellikle son birkaç yıl içinde ortaya çıkan iddiaların üzerine ciddi bir biçimde gidilmemesi, kusuru bulunan kamu görevlilerinin etkin biçimde cezalandırılmaması; çok daha vahim örneklerin yaşanmasına yol açtı. Bir terör operasyonunda gözaltına alınan zanlının, polis arabasının arkasına bağlanarak sokaklarda sürüklendiğine tanık olduk birkaç yıl önce. 2016’daki darbe girişiminin ardından polisin kaçırdığı Gülencilerden bazılarından da hâlâ haber alınamıyor. Ancak birkaç hafta önce gündeme gelen bir iddia, Türkiye işkence tarihinin en vahim örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti.

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Türkiye’nin en doğusundaki kentlerden biri olan Van’da yaşayan iki köylü, 11 Eylül günü ortadan kayboldu. 50 yaşındaki Osman Şiban ve 55 yaşındaki Servet Turgut, ailelerinin iki gün süren aramaları sonucunda devlet hastanesinin yoğun bakım ünitesinde bulundu. Vücutlarında çok ağır kırıklar vardı, hafızalarını kaybetmiş ve konuşamaz haldeydiler. Hastanenin tuttuğu ilk raporlara göre her iki köylünün ağır yaralanma sebebi, “helikopterden atılma.” Askerler tarafından gözaltına alınmışlar önce. Bunu gören tanıklar da var. Köylülerin gözaltından bir süre sonra helikopterden atıldığını doğruluyorlar. Devlet, bu vahim iddia üzerine bir süre sessiz kalmayı tercih etti. Ancak kamuoyu baskısının artması üzerine Van Valiliği şöyle bir açıklama yaptı: “Dur ihtarına uymayıp kaçarken, kayalık alanda düşerek yaralandılar.” Oysa olayın gerçekleştiği yerde değil kayalık, tek bir çakıl parçası bile yok. Devletin resmi açıklamasına bakacak olursak, her iki köylü aslında yemyeşil bir çayırda kaçarken düşüp kendilerini komaya sokuyor. “Düşüp kendini yaralamak, hatta ölmek” Türkiye’de devletin elindeki en yaygın işkenceyi örtme senaryolarından biri. Gazeteci meslektaşımız Metin Göktepe yıllar önce polis dayağıyla hayatını kaybetmiş, Emniyet’in ilk açıklamasına göre ise “duvardan düşmüş”tü.

          Bülent Mumay
          Bülent Mumay : Bild: privat

          Biz yine bugüne dönelim… Devletin “Kayalıklardan düştüler” dediği köylülerden Servet Turgut, yaklaşık 3 hafta süren yaşam mücadelesini kaybetti. Diğer köylü ise bitkisel hayatta, ölümle pençeleşiyor. Terör örgütüne yardım ve yataklık iddiasıyla gözaltına alınan her iki köylünün, “kendilerini tam olarak nasıl yaraladığıyla” ilgili resmi bir soruşturma başlatıldı. Ancak soruşturma hakkında gizlilik kararı verildiği için, görgü tanıklarının “Helikopterden atıldılar” iddiasının kayıtlara geçip geçmediği meçhul. Meselenin üstünü örtmek için, Türkiye’de bu konuyla ilgili haber yapmak da yasaklandı. Konuyu haberleştirerek Türkiye’nin gündemine taşıyan 4 Kürt gazeteci de, evleri basılarak gözaltına alındı. Öyle ki, ölen köylü için kurulan taziye çadırına bile tahammül edemedi devletimiz. Sivil polisler, taziye çadırını basıp anma törenini engelledi.

          Weitere Themen

          First Lady der estnischen Musik

          Zum Tod von Ester Mägi : First Lady der estnischen Musik

          Für die Esten war es nie eine Diskussion, dass Frauen komponieren können. Ester Mägi stand dafür siebzig Jahre lang ein und auch für die Kontinuität estnischer Kultur. Jetzt ist die Komponistin mit 99 Jahren gestorben.

          Topmeldungen

          Der einzige, der herausragte: André Silva

          Traum von Champions League : Eintracht Frankfurt versagt

          Das 3:4 gegen den Absteiger FC Schalke war eine peinliche Vorstellung der Frankfurter im Bundesliga-Endspurt. Ein Profi spricht nun Klartext – auch über Trainer Adi Hütter.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.