https://www.faz.net/-iha-9p3v1

İstanbul’dan mektuplar : Gülenciler, neden kendilerine sahip çıkacak kimse bulamıyor?

  • -Aktualisiert am

Diese Verhaftung blieb nicht verborgen: Am 1. Mai dieses Jahres kamen im Istanbuler Stadtteil Besiktas Menschen zu einer Demonstration zum Tag der Arbeit zusammen. Sie wollten zum Taksim-Platz, viele wurden, wie auf unserem Bild zu sehen, von der Polizei festgenommen. Bild: AP

15 Temmuz ihanetinin bir resmi bilançosu var, bir de 90’lardan beri değişmeyen bir gayriresmi gerçeği… Darbe soruşturması kapsamında güpegündüz kaçırılan 6 kişi kimsenin umrunda değil. Gülencilere yönelik insan hakları ihlali iddialarına tepkilerin cılız olması sebepsiz değil; Türkiye’nin yakın geçmişi insan haklarına birlikte sahip çıkmayı güçleştiriyor.

          Uzun yıllar Türkiye’yi birlikte yöneten Erdoğan ile eski ortağı Gülencilerin tutuştukları kavga, oldukça kanlı sonuçlandı. Ordudan da tasfiye edileceklerini anlayınca harekete geçen Gülenciler, 15 Temmuz 2016 akşamı tanklarla, savaş uçaklarıyla yönetime el koymak istedi. Darbeye direnen kendi halkını, kendi parlamentosunu bombalayan Gülenci askerlerin ülkeye ödettikleri fatura oldukça ağır oldu. Darbe girişiminde, aralarında çok sayıda sivilin olduğu 251 kişi yaşamını yitirdi. İhanet gecesinin hesabını sormak elbette doğaldı. Ancak darbecileri cezalandırmak için başlatılan operasyon, Erdoğan’a muhalif tüm kesimlerin tasfiyesine dönüştü. 2 bin 700 kurum ve kuruluş kapatıldı. 204 medya kuruluşunun kapısına kilit vuruldu. 125 bin kamu görevlisi ihraç edildi. 6 bini aşkın akademisyen üniversitelerden atıldı. Yaklaşık 250 bin kişinin pasaportları iptal edildi. 500 bini aşkın kişi gözaltına alındı, bunların yaklaşık 30 bini tutuklandı. 

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Yukarıda okuduğunuz bilançodaki rakamların hepsi resmi. Ancak bu bilançoya “resmen” eklenemeyen acı gerçekler var. Pek çoklarının dile getirmeye cesaret edemediği, “1990 model” vakalar yaşıyoruz Türkiye’de. Fethullah Gülen hareketine yakınlığıyla bilinen bazı isimler, darbe soruşturması çerçevesinde “kayıt dışı” bir şekilde gözaltına alınıyorlar. Daha doğrusu, güpegündüz camları simsiyah minibüslerle kaçırılıyorlar. Tıpkı cuntanın işkencesinin anlatıldığı Arjantin filmindeki gibi… Ya evlerinden ya da araçlarından çıkarılarak bilinmeyen bir “Garage Olimpo”ya doğru yol alıyorlar. Şubat ayından bugüne kadar 6 erkek aniden ortadan kayboldu. Bazıları sokaklardaki güvenlik kameralarının önünde kaçırıldı, kimisi ise otobanda aracının önü kesilerek… Ne poliste ne de mahkemelerde kendileriyle ilgili bir kayıt var.

          Bülent Mumay

          “Kaybedilme” hikayeleri, Türkiye’nin terörle mücadele tarihinin acı hastalıklarından biri. Devletin bazı birimleri, hukuki yollarla mücadele edemediklerine yönelik yasadışı operasyonlar yaptı hep. Bu kaybolma hikayeleri, operasyonların yapıldığı araçların adlarıyla anıldı. 1990’larda Türkiye’nin güneydoğusunda PKK ile mücadele sırasında “kaybolanlar”; en son, beyaz renkli binek Renault’larda görülmüştü. Zorla bindirildikleri araçtan indiklerine tanık olan pek kimse olmadı. Sivil polislerin kullandığı beyaz Renault’larla gözaltına alınanlar ya bir süre sonra ağır işkence görmüş halde serbest kaldı ya da çatışma bölgesinde cesetlerine rastlandı. Beyaz Renault’larla kaçırılanlardan bazılarının kemikleri, yıllar sonra bulunan asit kuyularından çıktı. 1990’ların beyaz Renault’larının yerini 2000’lerde Ford Ranger’lar aldı. Güneydoğu’da PKK’ya yardım ve yataklık iddiasıyla yapılan “kayıt dışı” gözaltılarda bu arazi araçları kullanıldı.

          2016’daki darbe girişiminden sonra ise Ford Ranger’ların yerini siyah camlarla kaplı minibüsler aldı. 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgileri olduğu gerekçesiyle yasadışı şekilde gözaltına alınanlar Volkswagen Transporter’lara bindirildi zorla. Salim Zeybek, Erkan Irmak, Yasin Ugan, Özgür Kaya, Mustafa Yılmaz ve Gökhan Türkmen, yaklaşık 4 ay önce bu araçlara bindirilerek meçhule götürüldü. Operasyonların yasal bir gözaltı olduğunu sanan aileler, soruşturmayı takip etmek için devletin ilgili birimlerine başvurunca yakınlarına ilişkin hiçbir kayda ulaşamadı. Ne İçişleri ne de Adalet Bakanlığı, bu kişilerin gözaltında olduğunu kabul etti. Sevdiklerinden haber alamayanlar, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’ne kadar taşıdıkları mücadelelerinden sonuç elde edemedi.

          Yakınlarına ulaşamayan ailelerin çığlığını birkaç küçük gazete ve bir iki muhalefet milletvekili dışında kimse duymuyor, daha doğrusu duymak istemiyor. Bu “sessizliğin” arkasında birkaç neden yatıyor. Öncelikle Erdoğan yanlıları, kendi iktidarlarını devirmek için darbe yapan Gülencilerden kelimenin tam anlamıyla nefret ediyor. Bu nedenle Gülencilere yönelik operasyonlarda hukuk dışı herhangi bir boyuta itiraz etmeleri pek mümkün değil. İnsan hakları konusunda duyarlılığı daha yüksek olan kesimlerden de -cılız birkaç tepki dışında- pek ses çıkmıyor. İşkence ya da yasa dışı gözaltılar meselesine daha açık tepki göstermesi beklenen bu kesimlerin de, Gülencilere geçmişten gelen bir öfkeleri var. Gülencilerin, Erdoğan ile koalisyon yaptıkları dönemde en çok acı çektirdikleri kesimler, Türkiye’nin Batı demokrasisine inanan, insan haklarına duyarlı kesimi oldu. O dönem Gülencilerin yönettikleri polis ve yargı kadroları, Türkiye’deki demokratik güçlerin önündeki en büyük engellerden biri oldu. Laik orduyu tasfiye etmek için kumpas operasyonların düzenleyenler de Gülenci kadrolardı, PKK-KCK operasyonlarıyla Kürt siyasetçileri hapse tıkanlar da... Bu nedenle, bugünlerde Gülencilerin yakınlarının feryatları, bu birikmiş öfke nedeniyle çok fazla duyulmak istenmiyor.

          Yeniden hortlayan yasa dışı gözaltılar konusundaki sessizliğin çok önemli bir nedeni daha var. 15 Temmuz sonrası, iktidara yönelik herhangi bir eleştirinin ağır şekilde cezalandırılmış olması. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu korku iklimi nedeniyle, kaybolan Gülencilere sahip çıkmıyor kimse. Darbe ile mücadele sırasında insan hakları ihlallerinden söz etmek isteyenler, kapıları çalınıp FETÖ’ya destekten gözaltına alınma endişesi taşıyor. Nasıl korkmasınlar ki? Fethullah Gülen’in devleti adım adım ele geçirdiğine ilişkin çok sayıda kitap yazan gazeteci Hikmet Çetinkaya bile, darbecilere destek suçlamasıyla 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Gülen’in orduya sızdığına ilişkin sayısız karikatür çizen Musa Kart da, şu anda cezaevinde volta atıyor. “Gülen ne istediyse verdim” diyen siyasetçi ise Türkiye’yi yönetiyor, tam 17 yıldır.

          Weitere Themen

          Türkiye demokrasisinin üvey evlatları: Kürtler

          İstanbul’dan mektuplar : Türkiye demokrasisinin üvey evlatları: Kürtler

          Ankara, daha seçilmelerinin üzerinden 5 ay bile geçmeden HDP’li 3 belediyeye neden kayyum atadı? Erdoğan, muhalefetin milliyetçi oylarını almak ve Kürtleri sandığa küstürerek muhalefet blokundan koparmak istiyor. Nihai hedef ise İstanbul seçimleriyle birlikte karşısında oluşan muhalefet blokunu, 2023 Saray seçimlerinden önce parçalamak.

          Topmeldungen

          Sowohl Trump als auch Johnson winken mit ihrem zerstörerischen Potential. Nur schätzen sie ihre Position falsch ein.

          Schwäche der EU? : Boris Trump

          Sowohl Trump als auch Johnson verschätzen sich: Man kann aus den Wechselbeziehungen der globalisierten Welt nicht in Trotzecken fliehen und dabei nachhaltige Gewinne machen. Europa ist da in einer stärkeren Position.

          Axel Voss auf der Gamescom : Zu Gast bei Feinden

          Der EU-Abgeordnete Axel Voss ist die Hassfigur der Youtuber und Gamer. Mit der Reform des Urheberrechts hat er die Szene gegen sich aufgebracht. Sein Besuch auf der Spielemesse Gamescom lief dann aber anders als erwartet.
          Noch baumelt der Golf an den Greifarmen im Zwickauer VW-Werk. Bald soll ihn das Elektromodell ID ablösen.

          VW-Werk : Zwickau wird elektrisch

          VW produziert im sächsischen Zwickau bald nur noch Elektroautos. Das Werk wird damit zum Modell für die ganze Branche. Was bedeutet das für die Arbeiter? Ein Besuch im Versuchslabor.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.