https://www.faz.net/-iha-9ltd2

İstanbul’dan mektuplar : Erdoğan İstanbul’u neden bırakmak istemiyor?

  • -Aktualisiert am

In der Nacht nach der Wahl hatte der türkische Präsident noch offen eingestanden, in Istanbul unterlegen zu sein: Erdogan bei seiner Balkonrede. Bild: Picture-Alliance

31 Mart yerel seçimlerinde büyükşehirlerde hezimete uğrayan AKP’nin tek derdi İstanbul’u teslim etmemek. Sebebi “tamamen duygusal...” İstanbul’un rantı üzerinden yarattıkları saadet zinciri koparsa ne olacağını çok iyi biliyorlar.

          5 Min.

          Erdoğan, belediye başkanı olarak 25 yıl önce yönetmeye başladığı İstanbul’u kaybetmenin şokunu üzerinden atamadı. “Milli irade” kavramını kutsallaştıran, sandığı mitleştiren bir lider, burun farkıyla kaybettiği kenti muhalefete teslim etmemek için türlü oyunlar oynuyor. 31 Mart gecesi 9 milyonu aşkın seçmenin bulunduğu kenti yaklaşık 20 bin oyla kaybetmişti. Gece yarısından sonra yaptığı balkon konuşmasında İstanbul’u kaybettiğini açıkça itiraf etmesine rağmen, 1 Nisan sabahının ilk ışıklarıyla birlikte tuhaf planlarını devreye sokmaya başladı. Taşradaki belediyelerini korumasına rağmen birçok büyükşehri kaybeden Erdoğan, neden özellikle İstanbul’u bırakmamakta ısrar ediyor? Bu mektubu okumayı bitirdiğinizde, sadece bir yerel seçim sonucundan haberdar olmayacaksınız. Erdoğan’ın toplumu dönüştürmek için ülkenin kaynaklarını nasıl kullandığını, kurduğu saadet zincirini, siyasetini finanse etmek için nasıl bir rantın üzerine oturduğunu öğreneceksiniz…

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Ama önce İstanbul’un nasıl kaybedildiğinden başlayalım… 31 Mart seçimlerinden önce iki adayın adı ön plana çıkmıştı. Erdoğan, kendisinden sonra başbakanlık koltuğunu emanet ettiği, belediye yıllarından bu yana birlikte çalıştığı Binali Yıldırım’ı İstanbul için aday göstermişti. Yıldırım’ın rakibi ise CHP’nin İstanbul’daki küçük bir belediyesini yöneten Ekrem İmamoğlu’ydu. İki ay kadar önce adaylığı açıklandığında tanınırlığı sadece yüzde 30’lardaydı. Peki nasıl oldu da 25 yıldır bu kenti yöneten AKP çizgisi, pek de popüler olmaya bir isme kaybetti. Bunun birkaç sebebi var… 31 Mart’tan önceki son iki seçim, İstanbul’da AKP’nin gerilemeye başladığını gösteriyordu. 2017’deki referandumda Erdoğan’ın desteklediği “evet" kazanmıştı, ama İstanbul’dan kıl payı farkla da olsa “hayır" çıkmıştı. Erdoğan da 2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise yüzde 50’yi zor bulmuştu. Ekonomik krizin büyükşehirleri daha sert vurması, AKP’nin zayıflama ivmesini artırdı. Erdoğan’ın yükselttiği kutuplaşma diline karşın CHP’nin İstanbul adayının kuşatıcı söylemi de, merkez sağdan sosyal demokratlara oy geçişi sağladı. İktidara soracak olursanız, uyguladıkları baskı politikaları da muhalefete yaradı. Yüzde 95’ini kontrol ettikleri medyada muhalefeti halka göstermeyenler, “Ekranları muhalefete kapatmamız ters tepti” yorumunda bulundu!

          Bülent Mumay

          İstanbul’un kaybedildiği netleşmeye başlayınca, Erdoğan ilginç bir planı devreye soktu. Amacı hem muhalefetin sokaklara dökülerek zafer coşkusu yaşamasını engellemek, hem de kendi seçmen kitlesindeki yenilgi havasını zamana yaymaktı. İki ayaklı plan şöyle işlemeye başladı. İlk adım şuydu: Sandık başında tek bir itirazda bulunmayan AKP, sonuçlar olumsuz çıkmaya başlayınca usulsüzlük iddialarını sıralamaya başladı. Kazanınca ağzını açmayanlar, kaybedince kendi kontrollerindeki Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) düzeninde usulsüzlük olduğunu iddia etmeye başladılar. AKP örgütlerinin “Geçersiz oylar yeniden sayılsın” talebi, yöneticilerini Erdoğan’ın seçtiği YSK tarafından kabul edildi. 20 binlik oy farkında hafif bir düşüş oldu ama CHP’li İmamoğlu’nun zaferini değiştirecek bir tablo ortaya çıkmadı.

          Bugün seçimlerde usulsüzlük iddiasında bulunan AKP; yerelde 25, genelde 17 yıllık iktidarı boyunca muhalefetin her seçimdeki itirazlarını şiddetle reddetmişti. AKP’li İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, usulsüzlük iddialarına şu sözlerle karşı çıkmıştı: “Seçim sonuçlarında şaibe oluşmayan ender ülkelerden biriyiz.” Saray’ın Sözcüsü İbrahim Kalın, “Türkiye’de sandıklarda hile yapılmaz” diye gururla konuşmuştu. Eski Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, “Kim sandıkta hile yapılıyor diyorsa bilin ki kaybetmiş” açıklaması yapmıştı. AKP’nin Ankara’da geçen hafta kaybeden adayı Mehmet Özhaseki de, seçimden birkaç gün önce muhalefeti şu sözlerle suçlamıştı: “Gerçekler yüzlerine çarpınca ‘Oylar çalındı’ diyorlar.” Ama en keskin “dönüş”ü AKP’nin Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz yaptı. Seçimlerden kısa bir süre önce “Dünyada seçim güvenliği işini en iyi yapan ülke belki de biziz” dedi. Büyük kentleri kaybettikten sonra, “Bu seçim demokrasi tarihimizin en büyük şaibelerinden biri” diyerek AKP örgütünü itiraz için YSK’nın kapılarına yığdı.

          Weitere Themen

          Ekmek bulamıyorsanız, Ayasofya yiyin!

          İstanbul’dan mektuplar : Ekmek bulamıyorsanız, Ayasofya yiyin!

          Barolara darbe vurmak, İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açmak, Ayasofya’yı camiye çevirmek, internete kelepçe takmak… Erdoğan, 18 yıllık iktidarının en sıkıntılı döneminde attığı bu adımlarla, kendisinden uzaklaşan seçmenleri durdurmaya çalışıyor. Karnı doymayanlar, Ayasofya kararı ile ne zamana kadar gurur duyacak?

          Im Park am Rande der Ostsee

          Baltikum-Bildband : Im Park am Rande der Ostsee

          Ein Dreivierteljahrtausend lang hat es deutsches Leben im Baltikum gegeben. Zahlreiche Herrenhäuser zeugen noch heute davon. Agnese Bergholde-Wolf gibt eine kleine, bildreiche Einführung in deren Welt.

          Topmeldungen

          Unter Korruptionsverdacht : Früherer König Juan Carlos verlässt Spanien

          In einem Brief teilt der ehemalige spanische Monarch seinem Sohn mit, dass er das Land verlassen will. Juan Carlos ist in einen Finanzskandal verstrickt. Mit dem Schritt erspart er Felipe VI. eine schwere Entscheidung.
          Thomas Griesel, 34, mittlerweile Chef von 7000 Hello-Fresh-Mitarbeitern in 14 Ländern

          Hello Fresh : „Wir können noch mehrere hundert Prozent wachsen“

          Hello Fresh ist der Shootingstar am deutschen Aktienmarkt. Gründer und Vorstandsvorsitzender Thomas Griesel spricht im Interview über hungrige Bauarbeiter, Gewinne durch Corona und sein Verständnis als Weltmarktführer.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.