https://www.faz.net/-iha-9moyb

İstanbul’dan mektuplar : Erdoğan’ın sandık darbesi: Kazanana kadar seçim!

  • -Aktualisiert am

Ballt die Fäuste: Der türkische Präsident Recep Tayyip Erdogan am Dienstag bei einer Rede in Ankara Bild: AFP

Kendisini devirmek isteyen darbecilere “Sandıkla gelen sandıkla gider” diye meydan okuyan Erdoğan, bu kez kendisi darbe yapmaya soyundu. Yenilgiyi kabul etmektense sandıkları devirerek büyük bir kumar oynadı.

          Erdoğan’ın siyasi hayatı boyunca mitleştirdiği en büyük iki kavram, sandık ve “milli irade” oldu. Tek başına iktidarı ele geçirdiği günden bu yana demokrasiyi, -bütün kurallarını yerlebir ettikten sonra- sadece oy verme işlemine indirgedi. Tek ölçüsü sandıktan çıkmak olunca, kazanmak için her şeyi yaptı. Eski ortağı Gülencilerin kendisini devirmek için 15 Temmuz 2016’da düzenlediği darbe girişiminden bu yana, “Sandıkla gelen, sandıkla gider” cümlesini ağzından düşürmedi. Venezuela’daki arkadaşı Maduro’yu da aynı cümle ile savunuyordu. Kazandığı sürece seçimleri bu denli kutsayan Erdoğan, 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ağır darbe alınca, sandığı da milli iradeyi de unuttu. Kaybettiği 11 büyükşehir arasında en önemlisi olan İstanbul’daki seçimleri iptal ettirdi.

          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne
          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın

          Peki Erdoğan’ın İstanbul ısrarının arkasında ne yatıyor? Çok temel bir sebebi var. İstanbul’u alan, Türkiye’yi kazanır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 5.2 milyar Euro’luk bütçesi var. Bünyesindeki 28 şirketin yıllık cirosu ise 3,6 milyar Euro. Ülkenin ekonomik başkentini yöneten, hem kentin devasa rantını hem de geleceğin iktidarını inşa eder. Bu gerçeği en iyi bilenlerden biri Erdoğan’ın kendisi. 1994’te İstanbul Belediye Başkanlığı’na oturmuştu, oradan 1000 odalı Saray’a uzandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin milyarlarca Euro’luk bütçesi üzerinden kendi zenginlerini yaratarak siyasetinin finansmanını garantiledi. Belediye bütçesinden zengin ettiği işadamlarının medyalarıyla Türkiye’nin tek egemeni olma yürüyüşünü başlattı. 31 Mart 2019 akşamı İstanbul’u kaybettikten sonra, Erdoğan’la birlikte hizmetindeki medyanın başlattığı “seçimlerde usulsüzlük” korosu sebepsiz değildi. İstanbul’u kaybetmek, kelimenin tam anlamıyla onlar için ölüm kalım savaşıydı. Erdoğan propagandası için medyalar satın alan işadamları, milyarlarca Euro’luk ihaleleri kaybetmekten korkuyorlardı.

          Aslında 31 Mart gecesi seçim sonuçlarının netleşmesinden sonra Erdoğan İstanbul’u kaybettiğini kendi ağzından itiraf etmişti. Partisinin genel merkezinin önünde kendisini bekleyenlere, şunları söylemişti: “Halkımız büyükşehri verse bile, ilçeleri AK Parti’ye vermiştir…” Ama bu açıklamadan çark etmesi uzun sürmedi. İstanbul’u bırakmak mı, yoksa bedeli ne olursa olsun muhalefete teslim etmemek mi daha büyük bir risk olacaktı? Erdoğan, bu muhasebeyi yaptıktan sonra kumarını oynadı. Ülkeyi ve demokrasiyi ateşe atmak pahasına, İstanbul seçimlerinin iptal edilmesine yönelik kampanya için düğmeye bastı.

          Bülent Mumay

          İlk amacı elbette İstanbul’u geri almaktı. Seçimin meşruiyetini tartışmaya açarak birkaç şeyi birden hedefliyordu. Öncelikli olarak AKP’yi büyükşehirlerde hezimete uğratan CHP-İyi Parti ittifakına zafer havası yaşatmamak, bundan daha önemlisi kendi partisindeki olası bir çözülmeyi önlemek. Erdoğan, parti örgütü ve tabanını diri tutmak için, “Yenilmedik, muhalefet hile yaptı” iddiasını tedavüle soktu. Yenilginin şokundaki en sadık seçmenleri ve hizmetindeki medyası, bu tuhaf iddiaya dört elle sarıldı. Ama AKP’yi birlikte kurduğu yol arkadaşları bile yenilgiyi açıkça kabul ettiler.

          Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yenilginin sebebini “AKP’nin kurucu ilkelerinden ayrılmaya” bağladı. Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Tehditle yola çıkanlar kaybedecek demiştim” diyerek açıkça, yerel seçim hezimetinden Erdoğan’ı sorumlu tuttu. Eski Başbakan Davutoğlu da, “Partimize yönelik desteğin azaldığı gerçeğiyle  yüzleşmek zorundayız” dedi. Eski AKP İstanbul İl Başkanı’nın sözleri ise hepsinden daha ağırdı. “Bu şehri çeyrek asır sonra kaybetmek içimizi acıtıyor. Ama daha önemlisi, toplum nezdinde ahlaken-vicdanen seçimi kaybetmiş bizleri kahretti.”

          Weitere Themen

          17 yıl sonra adaleti hatırlamak!

          İstanbul’dan mektuplar : 17 yıl sonra adaleti hatırlamak!

          Kutuplaşma ters tepti, “yerli oto” gibi projeler fos çıktı. Seçimlerden önce memleketin dört bir yanından “petrol fışkırdı” haberleri de işe yaramıyor. 23 Haziran öncesinde elinde barut kalmayan AKP, şimdilerde kendi elleriyle yok ettiği “Adalet”e sarıldı.

          Filmstars gegen die AfD Video-Seite öffnen

          Bürgermeisterwahl in Görlitz : Filmstars gegen die AfD

          Am Sonntag wird in einem zweiten Wahlgang in Görlitz der Oberbürgermeister gewählt. Beim ersten Wahlgang am 26. Mai holte AfD-Kandidat Sebastian Wippel mit 36,4 Prozent die meisten Stimmen. Um die Wahl des AfD-Kandidaten zu verhindern, haben Filmgrößen wie Daniel Brühl und Armin Rohde in einem offenen Brief die Wähler ermahnt, "weise" zu wählen.

          Topmeldungen

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.