http://www.faz.net/-iha-94k0f

İstanbul’dan mektuplar : Türkiye’nin kara kutusu: Hayırsever işadamı nasıl casus oldu?

  • -Aktualisiert am

Ehrbarer Geschäftsmann oder Spion? Reza Zarrab im Jahr 2013 in Istanbul. Bild: AFP

Onu önce romantik söz yazarı olarak tanıdık. Sonra sanatçı eşi, sonra rüşvetçi işadamı diye izledik. Devletin zirvesi için de “hayırsever girişimci”ydi başta. Devlet ödüllü bir ihracatçı bile oldu. Bugünlerde ise Ankara için hain bir “casus.” Yeni Türkiye’nin çok karakterli işadamı Reza Zarrab’ı gelin birlikte tanıyalım...

          Sevgili okurlar, bu haftaki mektubumda size, yakın Türkiye tarihinin en ilginç kahramanlarından birini tanıtmaya çalışacağım. Kahramanımız, bu mektupta önce romantik güfteci, sonra rüşvetçi işadamı, sonra hayırsever girişimci, sonra ödüllü ihracatçı, sonra hain, son olarak da casus olarak boy gösterecek. Herhangi bir karışıklık yok, endişelenmeyin. Tek oyuncunun rolden role girdiği bu Yeni Türkiye masalını dinlemek için arkanıza yaslanın yeter.

          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın
          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne

          Türkiye, bugünlerde gazetelerin manşetlerden inmeyen İran uyruklu Azeri işadamı Reza Zarrab'ı, yıllar önce televizyonlardaki paparazzi programlarıyla tanıdı aslında. Ne politik, ne de diplomatik hiçbir karşılığı yoktu o sırada. 2008 yılında ekranlara, romantik şarkıların söz yazarı olarak çıkıyordu. Şarkıcı Ebru Gündeş’e önce şarkı sözlerini verdi, sonra da gönlünü kaptırdı. Zarrab, Gündeş’in albümüne koyduğu “Ölümsüz Aşklar” adlı şarkının sözlerinde şöyle diyordu:

          “Koca hayat dediğin birkaç hatıra / Nice sultanlar orda, kara toprak altında / Sana mı kalacak dünya?”

          Türk vatandaşlığına geçen Zarrab, 2010 yılında Gündeş ile evlendikten sonra televizyonlara bu kez eşine pahalı hediyeler alan bir işadamı olarak çıkıyordu. Milyonluk tablolar, İstanbul Boğazı’nda yalılar, lüks arabalar, yarış atları. Ebru Gündeş, eşinin pahalı jestlerini haber yapan gazetecilere, şu kinayeli sözlerle tepki gösteriyordu: “Eşimin bir sonraki hediyesini merak edenler için şimdiden söyleyeyim: Eşim bana Mars’ı satın alacak…”

          Bülent Mumay

          O sırada 20’li yaşlarının sonlarına henüz yaklaşan Zarrab’ı, birkaç yıl sonra televizyonlarda bambaşka bir şekilde gördük. 17 Aralık 2013 sabahı, İstanbul polisinin düzenlediği yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınırken izledik. Zarrab’la birlikte dönemin İçişleri ve Ekonomi Bakanı’nın çocukları da gözaltına alınmıştı. İddialar vahimdi: Zarrab, Amerikan ambargosunu gizlice delmek için İran’ın paralarını Türkiye üzerinden aklıyor, bu çarkı sürdürebilmek için de 4 bakana ve yakınlarına milyonlarca dolar rüşvet vermekle suçlanıyordu.

          Aklama operasyonunun merkezinde, Türkiye’nin en büyük kamu bankalarından biri vardı. Bu bankanın genel müdürünün evine yapılan baskınlarda, ayakkabı kutularına gizlenmiş milyonlarca dolar çıktı. Gözaltına alınan bakan çocuklarının evlerinden de servet çıkmıştı. Paralar o kadar çoktu ki evlerde büyük kasalar ve para sayma makineleri bile çıkmıştı.

          Operasyondan önce polisin yaptığı teknik takipte, bakanlara çantayla, valizle gönderilen paraların görüntüleri vardı. İnternete sızdıran telefon kayıtlarında da, Zarrab’ın ağırladığı bürokratlara nasıl fahişe ayarladığı detayları bile vardı.

          Oldukça organize görünen operasyon, Türkiye’de deprem etkisi yarattı. Öyle ki operasyona adı karışan bakanlardan biri, istifa etmesi istenince televizyona bağlanıp, “Her şeyi Erdoğan’ın bilgisi dahilinde yaptım. Asıl o istifa etsin” dedi. Ertesi gün özür dileyerek bu açıklamasını geri çekmek zorunda kaldı.

          Operasyonu düzenleyenler, Erdoğan’ın emniyet ve yargıyı teslim ettiği Gülenci kadrolardı. Eski yol arkadaşları, bugün hala bilmediğimiz bir sebeple Erdoğan’ın ipini çekmeye karar vermişlerdi. Bu hamleye Erdoğan’ın tepkisi çok sert oldu. 17 Aralık Operasyonu’nu “paralel devletin bir darbe girişimi” olarak ilan ederek Gülencilere açık savaş açtı.

          Kendisi ve ailesinin de ses kayıtlarının internete sızdırıldığı bu operasyonu düzenleyen herkesi görevden aldı. Emniyet’teki tüm kadrolar değiştirildi. Zarrab dahil tutuklanan herkes, birkaç hafta sonra serbest bırakıldı. Evlerinden, ayakkabı kutularından, kasalarından çıkan milyonlar, yasal faiziyle geri ödendi. Ancak Erdoğan, yargılanmasına izin vermediği 4 bakanı kamuoyu baskısı nedeniyle görevden almak zorunda kaldı. 

          Weitere Themen

          Koltuk gelince, OHAL gidiyor

          İstanbul’dan mektuplar : Koltuk gelince, OHAL gidiyor

          Erdoğan, darbe tehlikesi ortadan kalkmasına rağmen ülkeyi OHAL koşulları altında kritik iki seçime götürdü. OHAL’i kaldırmamasının tek sebebi, seçimlere giderken ülkedeki muhalefeti baskı altında tutmaktı. Bunda başarılı da oldu. 5 yılı daha garantileyince, OHAL’den vazgeçeceğini açıkladı.

          Topmeldungen

          4:2 gegen Kroatien : Blau, Weiß, Gold

          Le jour de gloire est arrivé! Deutschlands Nachfolger kommt aus dem Nachbarland: Frankreich ist zum zweiten Mal nach 1998 Fußball-Weltmeister. Im torreichsten Finale seit 1958 sind die Kroaten der etwas unglückliche Verlierer.

          Reaktionen auf #FRACRO : Liberté, Égalité, Mbappé

          Die Équipe Tricolore holt sich den zweiten WM-Titel, und das Spiel wirft Fragen auf: Warum der Schiedsrichter „ungerechtfertić“ ist, Flitzer nicht mehr nackt flitzen und Macron Ähnlichkeit mit Elvis hat.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.