http://www.faz.net/-iha-8yv4e

İstanbul’dan mektuplar : Türkiye’de “adalet”in resmi: Gazeteciye tablo çizmekten hapis

  • -Aktualisiert am

Fast wie damals in den Neunzigern, als so mancher während seiner Verhaftung „tot gefasst“ wurde: Demonstration für Nuriye Gülmen und Semih Özakca. Bild: AFP

Türkiye’de gazetecilerin cezaevine girmek için ille de haber yapmaları gerekmiyor artık. Yerle bir edilen bir kentin tablosunu yapan gazeteci hapse girdi geçen hafta. Birkaç gün önce de, haber kaynağı olduğu gerekçesiyle milletvekiline 25 yıl hapis cezası verildi.

          Birinci yıldönümüne birkaç hafta kalan 15 Temmuz darbe girişimi, Türkiye demokrasisinin yaşadığı ilk kesinti değildi. Bakmayın “başarılı” darbelerden daha büyük zarar verdiğine. Darbecilerin kazanması halinde tutuklanacaklardan fazlasının hapse atılmış olması da, kafanızı karıştırmasın. 15 Temmuz 2016’da yaşanan, her ne kadar “demokrasinin kazandığı” bir darbe girişimi olarak tarihe geçse de; memleketimizin tarihi “başarılmış” darbelerle dolu.

          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın
          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne

          15 Temmuz 2016’dan tam 36 yıl önce yaşandı son askeri darbe. Askerler, emir-komuta zinciri içerisinde yönetime el koydular. Meclis’i kapatıp siyasi partileri lağvettiler. 15 Temmuz’da bastırılan darbeden daha az insanı gözaltına aldılar, daha az gazeteci ve siyasetçiyi cezaevlerine tıktılar, daha az kamu çalışanı ve akademisyeni işten attılar. Mağdur ettikleri insanların sayısı 15 Temmuz’a göre daha az olsa da, 1980 cuntası Türkiye’yi uzun yıllar sürecek bir karanlığa hapsetti.

          Darbenin mimarı o dönemki Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve silah arkadaşlarının, ülke yönetimine el koyma gerekçeleri kabaca şöyleydi: “Siyaset tıkanmıştı, sokakta sağcı ve solcu gruplar birbirini öldürüyordu.” Gerçekten de art arda yapılan seçimler ve bir türlü kurulamayan hükümetler, siyaseti tıkanma noktasına getirmişti. Ve evet, her gün çok sayıda genç ideolojik grupların çatışmalarında can veriyordu. İşte bu karanlık tabloyu bahane ederek demokrasiye ara veren askerler, yıllar sürecek egemenliklerine gerekçe bulmak için çok kullanışlı bir bir argüman bulmuşlardı.   

          Yetkilerin artık tamamen sivillere devredilmesini, askerlerin de kışlalarına dönmesini isteyenlere şu cümle ile yanıt veriyorlardı: “80 öncesi günlere geri mi dönelim?” Ortalama bir vatandaşı ikna edecek bir cümleydi bu. Öcü haline getirilen “80 öncesi” darbecilerin 90’lı yıllara kadar iktidarı direkt ve dolaylı olarak etkilemelerine olanak sağladı. En ufak bir demokratik talebe, "80 öncesi”ni anımsatarak set çekiyorlardı. 

          90’larda ordunun en azından aktif olarak siyasetten çekilmesi, siyasette farklı eğilimlerin kendini göstermeye başlaması, Türkiye demokrasisi açısından umut yaratmaya başlamıştı. Ancak PKK ile çatışma sürecinin yükselmesiyle yine kaybeden demokrasi olmaya başladı. Terörle mücadele gerekçesiyle Kürtleri yasal temsilcileri Meclis’ten yaka paça gözaltına alınarak hapse atılıyordu. Beyaz ‘Toros’larla (sivil polislerin o dönem kullandığı binek aracın adı) götürülenlerden haber alınamıyor, bazılarının cesetleri şehirlerin eteklerinde bulunuyordu. Yargısız infazlar da, 90’ların Türkiye’ye hediyesiydi. Büyük kentlerde neredeyse her hafta bir eve silahlı baskın yapılıyor, silahla karşılık versin vermesin birçok genç “ölü olarak ele geçiriliyor”du. Terörle ilgisi ispatlanamayan nice insanımızı kaybettiğimiz bir “onyıl” sürecindeydik.

          Weitere Themen

          Star Wars für Dummies Video-Seite öffnen

          Kurz erklärt : Star Wars für Dummies

          Oh oh, was wenn bei der nächsten Party alle über Star Wars reden? Damit Sie mithalten können, kommt hier der schnelle und lustige Überblick über alle Episoden.

          Türkiye’de nefret dilinin “dokunulmaz” kalesi

          İstanbul’dan mektuplar : Türkiye’de nefret dilinin “dokunulmaz” kalesi

          Tweet atanların teröre destek vermekten tutuklandığı Türkiye’de, yıllardır birlikte yaşamı zehirleyen Akit’e kimse dokunamıyor. Yahudilerden eşcinsellere kendileri gibi olmayan ya da yeterince “Müslüman ve Türk” olmayan herkesi hedef gösteriyor. Erdoğan’ın uçağında kombine biletle seyahat etmeye de devam ediyor.

          Topmeldungen

          Flüchtlinge in Europa : Wo Tusk recht hat

          Es besteht Einigkeit, dass die EU-Außengrenzen besser geschützt werden sollen. Was spricht dagegen, dass Länder, die keine Flüchtlinge aufnehmen wollen, sich dabei stärker engagieren? Ein Kommentar.

          Kryptowährung : Bulgarien ist Bitcoin-Großbesitzer

          Bulgarien besitzt Bitcoin im Wert von fast drei Milliarden Euro. Damit könnte das Land fast 20 Prozent seiner Staatsschulden bezahlen. Es gibt nur einen Haken.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.