http://www.faz.net/-iha-93lmq

İstanbul’dan mektuplar : Bir Türk sporu: Almanya’yı çıldırtmak, Hans’ı delirtmek

  • -Aktualisiert am

Könnte künftig aus einem einheimischen Auto grüßen: Präsident Erdogan grüßt im Sommer 2016 beim Verlassen seines Amtssitzes in Ankara Anhänger. Bild: Picture-Alliance

Türkiye’nin yerli ve milli ‘Araba Sevdası’ hükümet medyasına göre Almanya’yı çıldırtıyor, Hans’ı delirtiyor. Bu hülya gerçek olur da 2021’de saf kan Türk arabalar yollara çıkarsa, devlet büyüklerimiz “itibardan tasarruf edip” milyonluk Mercedes’lere veda eder mi dersiniz? Hans’ın durumuna o zaman bakmak gerek…

          XIX. yüzyıl, gerileme döneminde olduğunun bilincine varan Osmanlı’nın, çöküşünü engellemek için reformlara hız verdiği bir çağın adıdır. Fransız İhtilali’nin etkisiyle yükselen milliyetçilik dalgası, başta Avrupa olmak üzere Osmanlı’nın egemenliğindeki birçok toprak parçasında bağımsızlık hareketlerini tetiklemişti. Sanayi devriminin de ıskalanmasıyla bölgesel egemenlik yavaş yavaş Osmanlı’nın ellerinden kayıyor, çöküşü önlemek için reform hareketleri mecburen gündeme geliyordu.

          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın
          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne

          Yenileşme hareketleri ilk olarak orduda başladı. Ama hayatın diğer alanlarında da kaçınılmaz reformlar yapıldı. Batılı tarzda okullar açıldı, Avrupa’ya öğrenciler gönderildi. Eşitlikçi bir vergi sistemi kondu, gayrimüslim azınlıklara Osmanlı’nın Müslüman halklarıyla eşit haklar verildi. Yenileşme hareketlerinin büyük bölümünde amaçlanan şey, yeni dünya düzenine entegre olarak çöküşü durdurmaktı. Bir yandan azınlık hakları üzerinden Batı’nın içişlerine müdahalesini engellemekti bir de.

          19 yüzyıldaki modernleşme adımları, kültürel hayatta da meyvelerini veriyordu. Bağımsız gazeteler, yayın evleri kurulmuş, düşünce ve edebiyat dünyasında da filizlenmeler başlanmıştı. Batılı eğitim alan, yabancı dil öğrenen entelektüeller hem yabancı eserleri Türkçeye çeviriyor, hem de kendi eserlerini yazıyordu artık. İşte bu isimlerden biri olan Recaizade Mahmud Ekrem, Türk edebiyatındaki ilk realist romanlardan birini kaleme aldı.

          Bülent Mumay

          Ekrem’in 1898’de yayınladığı “Araba Sevdası”, arka planında bir aşk öyküsü olan ama aslında 19. yüzyıl İstanbulu’nda batılılaşma sürecini anlatan bir romandı. Romanın ana kahramanı, Fransız kültürüne hayran olan Bihruz adında züppe bir gençtir. Mirasyedi bir genç olarak yaptığı tek şey, pahalı kıyafetler giyerek İstanbul’u arabasıyla gezmektir. Çarpık bir batılılaşma eleştirisi olan kitabın ana kahramanı her ne kadar Bihruz Bey olarak görünse de, romandaki asıl güç arabanın kendisiydi. 

          Bu topraklarda araba sahibi olmanın anlamı, 19. yüzyılın sonunda yazılmış bu kitaptan bu yana pek değişmedi. "Araba Sevdası” yazıldıktan sonra imparatorluk çöktü, kurulan cumhuriyet neredeyse bir asrı devirdi. Ama sınıflar arasındaki gelir uçurumu pek değişmediği için otomobil sahibi olmak bir ayrıcalık olmaya devam ediyor. Türkiye’de iktidara gelen neredeyse bütün hükümetlerin hayalini ise “yerli otomobil” üretmek süslüyor. 1960’ların sonundan itibaren Avrupalı ve Amerikalı birçok şirket, Türkiye’de kurdukları ortaklıklarla otomobil üretiyorlardı. Motor gibi kritik parçalar yurtdışından getiriliyor, yeden parçalar ve ucuz işçilik ise ülkemizden temin ediliyordu.

          Tamamen yerli bir otomobil üretmek için özel sektör yeterli cesareti bulamayınca, 1961’de devlet harekete geçti. Amaç elbette milli bir otomobil üretmekti. Ama bir yıl önce Cumhuriyet döneminin ilk darbesini yapıp seçilmiş başbakanı idam edenlerin, bir başarı öyküsüne de ihtiyaçları vardı. Darbeden sonra seçilen dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in talimatıyla başladı proje. Eskişehir’deki tren fabrikasında çalışan mühendisler, 1961 Haziranı’nda Ankara’da toplantıya çağırıldı. Talimat açıktı: “Yerli otomobil üretin.” Verilen süre ise oldukça kısaydı: “29 Ekim’deki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına yetişsin…”

          Eskişehir’e dönen mühendisler, zamana karşı bir yarışa girişmişti. Tren üretiminden gelen deneyimlerini kullanarak 129 gün gibi rekor bir sürede, Türkiye’nin ilk yerli otomobilini üretmeyi başardılar. “Devrim” adı verilen araba, 28 Ekim akşamı son kontrollerin ardından Eskişehir’den bir yük vagonuyla Ankara’ya doğru yola çıkarıldı. Buharlı lokomotifin çektiği trende, bacadan sıçrayacak kıvılcımların tehlike yaratmaması için “Devrim”in benzin deposu boşaltılmıştı. Tren sabaha karşı Ankara’ya ulaştı. Manevra yapılabilmesi için birkaç litre benzin kondu. Ama asıl ikmal, sabah 29 Ekim törenlerinin başlayacağı Meclis’in yakınlarındaki istasyonda yapılacaktı.

          Weitere Themen

          Türkiye A.Ş.’ye hoşgeldiniz

          İstanbul’dan mektuplar : Türkiye A.Ş.’ye hoşgeldiniz

          Erdoğan’ın ülkeyi “şirket gibi” yönetme hülyası vardı. Ama Erdoğan, son icraatıyla “gibi” edatını da ortadan kaldırdı. Tek imzayla çıkardığı kararnameyle 1150 odalı Saray, artık şirket kurabilecek. Uçağınız İstanbul ya da Antalya’ya indiğinde “Türkiye A.Ş.’ye hoşgeldiniz” tabelasıyla karşılaşırsanız sakın şaşırmayın!

          Koltuk gelince, OHAL gidiyor

          İstanbul’dan mektuplar : Koltuk gelince, OHAL gidiyor

          Erdoğan, darbe tehlikesi ortadan kalkmasına rağmen ülkeyi OHAL koşulları altında kritik iki seçime götürdü. OHAL’i kaldırmamasının tek sebebi, seçimlere giderken ülkedeki muhalefeti baskı altında tutmaktı. Bunda başarılı da oldu. 5 yılı daha garantileyince, OHAL’den vazgeçeceğini açıkladı.

          Here We Go Again! Video-Seite öffnen

          Filmkritik „Mamma Mia 2“ : Here We Go Again!

          Zehn Jahre nach dem ersten Teil kehrt das Abba-Musical zurück auf die Leinwand. Doch so richtig Stimmung möchte nicht aufkommen. Ohne Meryl Streep bleibt vor allem Melancholie übrig.

          Topmeldungen

          Handelsstreit : IWF warnt vor Schaden für die Weltwirtschaft

          Dennoch geht der Streit beim G20-Treffen weiter: Die Vereinigten Staaten wollen über ein zollfreies Abkommen sprechen, Frankreich fordert, dass die amerikanischen Zölle auf Stahl und Aluminium zuerst aufgehoben werden.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.