http://www.faz.net/-iha-92rxf

İstanbul’dan mektuplar : 1492’den bu yana bir ilk: Türklere ABD yasağı

  • -Aktualisiert am

Inzwischen auf Distanz: Türkische und amerikanische Fahnen auf dem Time Square im Gedenken an den gescheiterten Putschversuch im Sommer 2016. Bild: Lev Radin/Pacific Press via ZUMA Wire/dpa

Biz Türkiye’de yaşayanlar, vize ile yaşamaya alışkınız. Seyahat etmek istediğimiz neredeyse her ülke bizden vize istiyor çünkü. Bu ülkeler arasındaki ABD, geçen hafta aldığı bir kararla Türklere artık hiç vize vermeyeceğini açıkladı. Kolomb’un 1492’deki keşfinden bu yana ilk kez Yeni Dünya’nın kapıları Türklere kapandı.

          Sevgili Alman okurlar… Şimdi ben size “vize sıkıntısı” diye bir şeyden söz edeceğim. Siz de benim yüzüme, anlamsız bir şey söylemişim ya da Japonca konuşuyormuşum gibi bakacaksınız. E, haksız değilsiniz. Yaşadığınız bir şey değil ki vize sıkıntısı… Hem daha yeni açıklanmadı mı “Dünyanın En Değerli Pasaportları” listesi. Son beş yıldır olduğu gibi 195 ülke arasında ülkeniz 1. sırada yer aldı. Dilediğiniz zaman dilediğiniz yere seyahat edebiliyorsunuz.

          Alman okurlar için çevrilip düzenlenmiş versiyonu için tıklayın
          Zur übersetzten, für die deutschen Leser redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne

          Gelin görün ki aynı listede bizim ülkemizin durumu pek parlak değil. Vize isteyen ülke sayısına göre hazırlanan listede Türkiye 80. sırada. Bizden vize istemeyen bazı 3. dünya ülkeleri sayesinde buralara gelebildik. Yoksa tatil yapmak, eğitim görmek, tedavi olmak ya da yatırım yapmak isteyeceğimiz neredeyse her ülke bizden vize istiyor. “Son dakika uçak bileti” nedir bilmeyiz biz. Ya da Avrupa’daki bir konsere hemen bilet alamayız. Yurtdışında yaşayan bir arkadaşımızı her özlediğimizde görmemiz imkansız. Önce vize almamız gerekiyor. Tabi eğer devlet, politik nedenlerle pasaportumuzu iptal etmemişse...

          Bülent Mumay
          Bülent Mumay : Bild: privat

          Pasaportunuz geçerli diyelim, sıra vize almaya mı geldi şimdi? Hiç kolay bir süreç değil. Sizin ABD’ye giderken internetten 5 dakikada aldığınız vizeye benzemiyor. Banka kayıtlarımız, varsa tapulu mallarımızın belgeleri, iş yerimizden belgeler, uçak biletlerimizin çıktısı, otel rezervasyonlarımız, davet mektubu gibi onlarca belgeyi alıp kuyruğa giriyoruz. Gerek önceki suistimaller, gerekse yeni göçmen akınına karşı vize alma sürecinin daha da zorlaştırıldığının farkındayım. Ama yine de epey sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Neyse efendim, aslında biz buna bir şekilde alışmıştık. Hani vizesizlik nedir bilmediğimiz için, planlarımızı hep vize engeline göre önceden yapıyorduk.

          Bir ara hükümetimiz fena halde umutlandırmıştı aslında bizi. Suriyeli göçmenleri kontrol etmek şartıyla Avrupa ile vizeleri kaldırma pazarlığı yapıyordu Ankara. Erdoğan’ın görevden aldığı eski başbakanımız Davutoğlu, Schengen vizesi olmadan seyahat edeceğimiz müjdesini vermişti. Türkiye’nin bazı şartları yerine getirmemesi ve Avrupa ile çıkan diğer krizler nedeniyle hevesimiz kursağımızda kaldı. Tam bu hayal kırıklığını atlattık diye düşünürken, geçen hafta daha beter bir haber aldık. ABD Türklere vizeyi kaldırmıştı. Kaldırdı dediğim, Türklere vize vermeyi tamamen kaldırdı. Artık vize ile bile ABD’ye seyahat edemeyecektik. Çünkü vize vermeyeceklermiş bize  artık...

          Vize ambargosunun gerekçesi, ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda çalışan bir Türk’ün “Gülenci terörist” olarak tutuklanması. Türkiye hemen kararın aynısını alarak misilleme yaptı ama elbette zararlı çıkan Türk vatandaşları oldu. ABD’den bize pek gelen olmuyordu zaten, hele son yıllarda. Aksi bir karar alınana kadar hiçbir gerekçeyle vize alamayacağız. 1492’de Kolomb’un keşfinden bu yana gidebiliyorduk Yeni Dünya'ya, vizeli ya da vizesiz. Son kararla kapılar Türklere tamamen kapatıldı. 

          Gerçi Türklerin ABD’ye giriş çıkış meselesi son dönemde epey sıkıntılı olmaya başlamıştı. Gidenler pek kolay dönemiyordu. Mesela genç işadamı Rıza Sarraf, çocuklarını Disneyland’a götürmek için gittiği ABD’de, Türk hükümetinin gözetiminde İran ambargosunu deldiği gerekçesiyle tutuklandı. Aynı davaya karışan kamu bankasının yöneticisi de, bir toplantı için gittiği ABD’den dönemiyor, Sarraf’la aynı hücreyi paylaşıyor. Mesele, sadece gidip de dönemeyenler de değil. Tutuklanma korkusuyla gidemeyenlerimiz de çok. Aynı soruşturma nedeniyle ABD’nin tutuklama kararı verdiği eski ekonomi bakanımız Zafer Çağlayan bu ara pek Türkiye’den çıkmayı tercih etmiyor. Erdoğan’ın korumaları da ABD’ye gitmiyorlar artık. Bir önceki Washington ziyaretinde Erdoğan’ı protesto edenleri öldüresiye dövdükleri için haklarında tutuklama kararı var çünkü…

          ABD’nin vize yasağına geri dönelim. Daha iki hafta önce Erdoğan’a “Hiç olmadığı kadar yakınız” diyen Trump yönetiminin koyduğu vize ambargosu, ekonomiyi elbette etkiledi. Türk Lirası, dolar karşısında bir gecede yüzde 6 değer kaybetti. Zaten tepetaklak giden ekonomi için yeni bir darbe oldu. Son birkaç yıldır uygulanan popülist politikalar, 15 Temmuz darbe girişimi, diplomatik krizler nedeniyle Türkiye ekonomisi epey zor günler yaşıyor. Yükselen faizlerden faydalanmak için gelen sıcak para dışında, istihdam yaratacak tek yeni yatırım gelmiyor. İşsizlik rakamları ve enflasyon son 5-6 yılın rekorunu kırdı. Bütçe açığı son bir yılda ikiye katlandı.

          İktidar durumu düzeltmek için bilindik acı reçetelere başvurdu. Vergilere fahiş zamlar yapıldı. Zaten güç durumdaki halkın sırtına yeni vergiler yüklendi. Devletin yeni borçlanmaya gidebilmesi için yasa değiştirildi. Öyle ki devlet, kaynak yaratmak için vatandaşa “Altınlarınızı bankaya getirin” çağrısı bile yaptı. Ekonomiden sorumlu bakanlar, yeni vergilerin, borçlanmaların sebebini “savunma harcamalarındaki artış”la açıkladı. Oysa halkın ağır vergiler altında ezilmesine yol açan başka sebepler vardı. Yaklaşık 150 milyon Euro tutarındaki işsizlik fonu mesela buhar olmuştu. Yol yapımı için ayrılan bütçe ile protokole yeni makam araçları alındığı ortaya çıkmıştı. Erdoğan’ın 1000 odalı sarayının bütçesi bir yıl içinde 3 kat artmıştı. Tam 300 milyon Euro’luk bir bütçe ayrılmıştı bu yıl Saray’a. Bu bütçeyi eleştirenlere Saray’dan şu açıklama yapılıyordu: “İtibarda tasarruf olmaz.”

          Bunca ekonomik sıkıntının üzerine devletimiz, ABD’den 11 milyar dolara yeni yolcu uçakları almaya karar verdi. İşin komiği ne biliyor musunuz? O uçaklarla hiçbirimiz ABD’ye uçamayacağız. Çünkü bize o uçakları satan ABD, bize vize vermiyor artık. 

          Quelle: FAZ.NET

          Weitere Themen

          Türkiye’de iktidar propagandası yeşil sahaya indi

          İstanbul’dan mektuplar : Türkiye’de iktidar propagandası yeşil sahaya indi

          “Spora siyaset sokmayalım” klişesi, devlet eliyle paramparça edildi. Ali İsmail Korkmaz marşına tahammül edemeyen, özgürlük diyen oyuncuya hapis cezası verenler, bütün ligleri “Kudüs” pankartıyla başlattı. İşte yeşil sahalarımızdan adalet manzaraları...

          Türkiye’de nefret dilinin “dokunulmaz” kalesi

          İstanbul’dan mektuplar : Türkiye’de nefret dilinin “dokunulmaz” kalesi

          Tweet atanların teröre destek vermekten tutuklandığı Türkiye’de, yıllardır birlikte yaşamı zehirleyen Akit’e kimse dokunamıyor. Yahudilerden eşcinsellere kendileri gibi olmayan ya da yeterince “Müslüman ve Türk” olmayan herkesi hedef gösteriyor. Erdoğan’ın uçağında kombine biletle seyahat etmeye de devam ediyor.

          Hier können Sie die Rechte an diesem Artikel erwerben.

          Topmeldungen

          Robert Mueller in Bedrängnis : Gibt es bald einen zweiten Sonderermittler?

          Erst war es eine obskure Idee einiger rechter Trump-Anhänger, aber jetzt rufen immer mehr Republikaner nach einem zweiten Sonderermittler. Der soll auch gegen Hillary Clinton ermitteln – deren vermeintliche Vergehen lassen Trump und seine Leute nicht los.
          Hoffnungsträger der Wirtschaft: Südafrikas Vizepräsident Cyril Ramaphosa

          ANC-Parteitag in Südafrika : Wer wird Jacob Zumas Nachfolger?

          Südafrikas Vizepräsident Ramaphosa ist Favorit der Wirtschaft im Ringen um den Vorsitz der Regierungspartei. Aber auch die frühere Ehefrau des scheidenden Jacob Zuma hat gute Chancen. Darum wird der ANC-Parteitag richtig spannend.

          Newsletter

          Immer auf dem Laufenden Sie haben Post! Abonnieren Sie unsere FAZ.NET-Newsletter und wir liefern die wichtigsten Nachrichten direkt in Ihre Mailbox. Es ist ein Fehler aufgetreten. Bitte versuchen Sie es erneut.
          Vielen Dank für Ihr Interesse an den F.A.Z.-Newslettern. Sie erhalten in wenigen Minuten eine E-Mail, um Ihre Newsletterbestellung zu bestätigen.